<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>özlem Azargün &#8211; Vatan Eğitim Kurumları</title>
	<atom:link href="https://www.vatanegitim.com.tr/etiket/ozlem-azargun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.vatanegitim.com.tr</link>
	<description>Eğitimin Vatanı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 May 2023 12:58:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.2</generator>
	<item>
		<title>Nedir Bu Duygusal Zeka?</title>
		<link>https://www.vatanegitim.com.tr/nedir-bu-duygusal-zeka-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 May 2023 12:58:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal zeka]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal zeka nedir]]></category>
		<category><![CDATA[özlem Azargün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vatanegitim.com.tr/?p=15273</guid>

					<description><![CDATA[Duygusal zeka, duyguların size karşı değil, sizin için çalışmasını sağlar.   &#8216;IQ&#8217; ile ölçülen zeka, insanların okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen değişmez bir etken midir? Öyleyse, neden yüksek IQ&#8217;lu insanlar, ortalama IQ&#8217;ya sahip insanlara göre hayatta daha başarısız olabiliyor?  Duygusal Zeka ( EQ) Nedir?   Duygusal zekâ veya yaygın İngilizce ifade]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p aria-level="3"><i><span data-contrast="none">Duygusal zeka, duyguların size karşı değil, sizin için çalışmasını sağlar.</span></i><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:3,&quot;335551620&quot;:3,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6}"> </span><span data-contrast="none">&#8216;IQ&#8217; ile ölçülen zeka, insanların okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen değişmez bir etken midir? Öyleyse, neden yüksek IQ&#8217;lu insanlar, ortalama IQ&#8217;ya sahip insanlara göre hayatta daha başarısız olabiliyor?</span><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6}"> </span></p>
<p aria-level="3"><b><span data-contrast="none">Duygusal Zeka ( EQ) Nedir? </span></b><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Duygusal zekâ veya yaygın İngilizce ifade edilişiyle EQ, bir insanın kendisine veya başkalarına ait duyguları anlama, sezinleme, yönetme ve yönlendirme yetisi, kapasitesi ve becerisinin ölçümünü tanımlamaktadır. Aynı zamanda EQ; bireyin stresi azaltmak için olumlu şekillerde duygularını yönetme, etkili iletişim, zorlukların üstesinden gelme, çatışmayı etkisiz hale getirme, güçlü ilişkiler kurma, başarılı kariyer ve kişisel hedeflere ulaşmasında yardımcı olan yeteneğidir.</span><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Araştırma bulgularına göre, duygusal zeka yoksunluğu, kişinin aile yaşamından mesleki başarısına, toplumsal ilişkilerinden sağlık durumuna kadar birçok alanda çok kötü sonuçlar doğurabiliyor. Duygusal zeka, doğuştan gelen bir özellik değildir, insan beyninin yapısı dolayısıyla, çocuklukta alınan duygusal dersler, yaşam boyunca davranış tarzını belirler.</span><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Zihinsel yeteneklerin ölçümünde bilgi ve zeka arasındaki fark oldukça açıktır. </span><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Psikoloji"><span data-contrast="none">Psikolojik</span></a><span data-contrast="none"> araştırmaların ışığında zeka seviyesi ölçümü veya IQ testleri, zihinsel biliş kapasitesinin değerlendirilmesinde güvenilir bir ölçüttür ve zaman içinde sabit kalır. Duygusal zekâ veya EQ&#8217;nun ölçümünde ise duygusal bilgi veya tecrübe ile zeka arasındaki fark oldukça belirsizdir. Bu nedenlerle güncel EQ tanımlamaları uzmanların aralarında uzlaşamadıkları bir konudur. Bazı uzmanlar (Bradberry ve Greaves 2005) EQ&#8217;nun değişken, zamanla kazanılabilen ve artabilen bir yeti olduğunu iddia ederlerken; diğerleri (örneğin Mayer) EQ&#8217;nun sabit olduğunu ve artırılamayacağını öne sürmektedirler.</span><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="none">Duygusal Zeka Nasıl Gelişir?</span></b><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p aria-level="3"><span data-contrast="none">Duygusal Zeka (EQ), bilişsel zekadan (IQ) farklı olarak, geliştirilebilen bir zeka türüdür. Bunun için birincil ihtiyaç, istekli, kararlı olmak ve pratik yapmaktır. Göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir nokta vardır ki, o da duygusal zeka, ancak bilimsel yöntemlerle geliştirildiğinde sürdürülebilir bir fayda sağlar. </span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:150}"> </span></p>
<p aria-level="2"><span data-contrast="none">Duygusal zekâ, profesyonel hayatı etkiler mi? Evet etkiler. Yapılan araştırmalar sadece IQ başarısının işte başarı getirmediğini beraberinde EQ yani duygusal zekanın da olması gerektiğini gösteriyor. Bunu basit bir örnekle açıklayalım mesela. Sınava hazırlanıyorsunuz… Her şey ezberinizde, kitaplar sular seller olmuş. Mental olarak sınava hazırsınız ve şu ana kadar aksi giden hiçbir şey yok. Sınav günü geliyor. Sınav kâğıdı önünüze geliyor ve birden heyecan basıyor; eliniz ayağınıza dolaşıyor ve bildiğiniz bir şeyi bile hatırlamaz hale geliyorsunuz. İşte duygusal zekâ burada devreye giriyor. Çünkü aynı zamanda stres yönetimi de duygusal zekanın içine giriyor. Her koşul yerindeyken bir heyecan ve iyi yönetilemeyen stres yönetimi nedeniyle başarısızlık geliyor. Yine yapılan başka bir araştırma gösteriyor ki bütün iş kollarında başarının %58’lik bir payı duygusal zekâ kaynaklı.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:225}"> </span></p>
<p aria-level="3"><span data-contrast="none">Araştırmalar duygusal zekası yüksek olan kişilerin yaşamda hem başarılı hem mutlu olduğunu ortaya koyuyor. İnsan ihtiyaçları uzun yıllardır çeşitli disiplinler tarafından çalışılıyor. Tüm disiplinlerin neredeyse ortak noktaya geldiği Maslow ihtiyaçlar beklentisi, işyeri dinamiğinde de geçerli. Yani insan temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra bulunduğu ortamda anlaşılmak, sevgi görmek, ait hissetmek istiyor. Duygusal zeka temelde kişinin kendisinin ve iletişimde olduğumuz kişilerin duygu, düşünce ve davranış yapısını anlayabilme becerisi katar. Bunun da ilerisine giderek bu durumu yönetmemizi de sağlar. Bunu yaptığınızda ise karşınızdaki kişiyi kendisini anlaşılmış, değer verilen hissettirirsiniz ve kişi ihtiyacına hizmet eden bu ortamlarda bulunmayı tercih eder, daha mutlu ve etkin çalışır. Konuyla ilgili yapılan araştırmalar, kendisini işyerine ait hisseden ve önemsenen çalışanların tamamına yakınının şirketlerine bağlı olduğunu gösteriyor. Rakamsal bir araştırma sonucu vermek gerekirse, CA Global tarafından yapılmış araştırma duygusal zekayı %18 yükseltirseniz, karlılığın %150 arttığını ortaya koyuyor. Ve yine başka bir araştırma da çalışanların sözünü ettiğim ihtiyacına işaret ediyor. Gallup 2018 araştırmasına göre dünya çapındaki çalışanların sadece %15&#8217;i işe bağlı ve en öncelikli beklentileri fark edilmek, ait hissetmek ve güçlendirilmek. Bu önceliklerin sunulabileceği yol onları fark edilen, değerli ve “onlar için düşünülüyor” hissiyatına getirmektir. Bu da bize duygusal zeka yetkinliklerini işaret ediyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:150}"> </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="2"><b><span data-contrast="none">Duygusal Zeka Özellikleri Nelerdir?</span></b><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:225}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Duygusal zekaya sahip insanların genel olarak barındırdıkları özellikleri birkaç maddede toplayabiliriz.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="none">*Empati yetenekleri yüksektir!</span></i></b><span data-contrast="none"> Duygusal zekaya sahip olan insanların en dikkat çekici özelliklerinden biridir empati. Olayları karşındakinin bakış açısıyla görebildikleri için verdikleri kararlar genellikle doğrudur. Bencil yaklaşımlardan uzak dururlar ve böylece sosyal bir varlık olabilme konusunda ilk adım atılır.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="none">*Çözüm odaklıdırlar!</span></i></b><span data-contrast="none"> Onlar için sorun değil çözüm önemlidir. Sorunları yük edip altında ezilmek yerine hemen durumu anlayıp çözüm yoluna giderler. Sorunlardan sürekli olarak yakınmanın, durumlardan her daim şikâyet etmenin onlara bir getirisi olmadığını bilirler. Bu nedenle sorunlara odaklanıp mutsuz olmak yerine çözüme odaklanıp hayatta mutlu olmaya odaklanırlar.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="none">*Motivasyonları yüksektir!</span></i></b><span data-contrast="none"> Çünkü ne yapmaları gerektiğini, kendi duygu ve düşüncelerine nasıl yön vermeleri gerektiğini bilirler ve bu da motivasyonlarını yüksek kılar. Çözüm odaklı da olduklarından kolay kolay motivasyon kabiliyetleri kırılmaz. Hal böyle olunca da başarı gelir.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="none">*Günah keçisi aramazlar!</span></i></b><span data-contrast="none"> Başarısızlıklarından dolayı başkalarını suçlayıp kendilerini görmezden gelmezler. Elbette bu demek değil ki kendilerinde suç aramazlar. İğneyi başkasına çuvaldızı kendilerine batırırlar ancak bunu yaparken ne kimseyi suçlarlar ne kendilerini yererler. Yapılan hataların, yanlış tercihlerden kaynaklandığını bilirler ve kabul ederler.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="none">*Her şeyi kontrol edemeyeceklerini bilirler</span></i></b><i><span data-contrast="none">! </span></i><span data-contrast="none">Kontrol delisi değillerdir. Her şeyi kendilerinin yapamayacaklarını bilirler. Ne kadar uğraşsalar da bazı şeyleri kontrol edemeyeceklerinin bilincindedirler ve bu konuda kendilerini rahatlatırlar. Böylelikle strese girmezler ve paniğin getirdiği hatalara düşme oranları azalır.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="none">*Hataları tecrübe olarak görürler</span></i></b><i><span data-contrast="none">!</span></i><span data-contrast="none"> Aynı zamanda hata yapmaktan da korkmazlar. Başarısızlıkları tecrübe olarak görürler. Başarısız olma korkusuyla kendi konfor alanlarını sıkıştırmazlar, kendilerini bu duruma hapsetmezler. Her şeyi tecrübe olarak görürler ve durumların arasında sıkışmak yerine çıkış yolu bulmak için uğraşırlar.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0}"> </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:225}"> </span></p>
<p aria-level="2"><b><span data-contrast="none">Duygusal Zeka Nasıl Geliştirilir?</span></b><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:225}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">1920’lerden bu yana üzerine araştırma yapılan </span><span data-contrast="none">IQ </span><span data-contrast="auto">kavramını zaten hepimiz biliyoruz. İnsanların </span><span data-contrast="none">matematik becerisi, dil yeteneği, hafıza, mantık yeteneği </span><span data-contrast="auto">gibi özelliklerini ölçmek için kullanılan bir kavramdır. Fakat, 21.yüzyılda yapılan araştırmalar, hayatta kalabilmek için </span><span data-contrast="none">IQ</span><span data-contrast="auto">’nun tek başına yeterli olmadığı, </span><span data-contrast="none">IQ</span><span data-contrast="auto">’nun yanında </span><span data-contrast="none">EQ</span><span data-contrast="auto"> adı verilen </span><span data-contrast="none">duygusal zekanın da gelişmiş olması gerektiğini ortaya koymaktadır.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:150}"> </span></p>
<p aria-level="3"><b><i><span data-contrast="none">*Duygularınızı tanımlayın</span></i></b><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p aria-level="2"><span data-contrast="none">Çoğu insan duyguları hakkında konuşmaktan hoşlanmıyor. Fakat baktığımızda birçok kararı duygularımızla veriyoruz. Duygularınızı geçiştirmek yerine onları tanımlamak EQ’nun gelişimi açısından oldukça önemlidir.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:225}"> </span></p>
<p aria-level="3"><b><i><span data-contrast="none">*Duygularınızın yargılarınızı nasıl etkilediğini düşünün</span></i></b><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p aria-level="2"><span data-contrast="none">Duyguların düşünce ve davranışları nasıl etkilediğini düşünmek, herhangi bir durumu iyi kavramanızı sağlar. Daha iyi kararlar vermek için duygularınızın yarattığı sonuçlar üzerinde durabilirsiniz.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:225}"> </span></p>
<p aria-level="3"><b><i><span data-contrast="none">*Duygularınızın sonuçlarını kabullenin</span></i></b><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p aria-level="2"><span data-contrast="none">Hiçbir insanın nasıl davranması gerektiğini yönetemeyiz. Fakat birey olarak duygularımızı yönetebilmemiz gerekiyor. Bunun için yapılacak en önemli şey ise duyguların sorumluluğunu almaktır.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:225}"> </span></p>
<p aria-level="3"><b><i><span data-contrast="none">*Başka insanların duygularını anlamaya çalışın</span></i></b><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p aria-level="2"><span data-contrast="none">Konfüçyüs, </span><i><span data-contrast="none">‘İletişim, söylenmeyeni anlamaktır’</span></i><span data-contrast="none"> diye yazmıştır. Gerçekten de öyle. Günlük yaşantılarda karşımızdaki insanın duygularını anlamamız, onunla kurduğumuz iletişimimizi de belirleyecektir.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:225}"> </span></p>
<p aria-level="2"><b><i><span data-contrast="none">*Soğukkanlı olun ve stresinizi yönetin</span></i></b><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p aria-level="3"><span data-contrast="none">Hepimiz hayatımızda stresli durumları belirli oranlarda deneyimlemişizdir. Stresli durumlar karşısında hazırlıklı olmak ve ona olan bakış açımız, bu durumu yönetebilmemizi sağlıyor. Baskı altında olduğumuzda aklımızda tutmamız gereken en önemli şey sakinliğimizi korumamız ve serinkanlı olmamızdır. </span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="none">*Kendinizi ifade edebilme yeteneğinizi geliştirin</span></i></b><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p aria-level="3"><span data-contrast="none">Bizim için önemli konularda duygularımızı açıkça ifade edebilmek bizi biz yapan olgulardan bir tanesidir. Bu şekilde, ilişki içerisinde bulunduğumuz insanlarla ilgili duygusal konularda nerede durmamız gerektiği ve onların nerede durmaları gerektiğini, bizim kabul edilebilir ve tolere edilebilir sınırlarımızı net şekilde ifade edebilmemizi sağlar.</span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="none">*Zor kişiler karşısında soğukkanlı olun</span></i></b><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p aria-level="3"><span data-contrast="auto">Çoğumuz hayatımızda mantıksız insanlarla karşılaşabiliriz. Evde ya da iş yerinde onların tacizlerine de maruz kalabiliriz. Bu kişinin bütün günümüzü mahvetmesi olağandır. Böyle durumlarda proaktif olun ( sakinleşin, makul ve öngörülü olun, kişiselleştirmeyin, anladığınızı ifade edin) </span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="auto">*Duygularınızı doğru ifade edebilme yeteneğinizi geliştirin</span></i></b><span data-contrast="auto">                </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Duyguları karşı tarafa doğru şekilde ifade edebilme yeteneği, iletişimin devamlılığını ciddi oranda etkiler. Samimi duygularınızı karşı tarafa ne kadar doğru iletirseniz, karşı taraf da aynı samimiyetle size geri bildirim yapabilecektir.</span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span><span data-ccp-props="{}"> </span><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:3,&quot;335551620&quot;:3}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Özlem AZARGÜN</span><span data-contrast="none"> </span><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:3,&quot;335551620&quot;:3}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Vatan Eğitim Kurumları Anaokulları Koordinatörü</span><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:3,&quot;335551620&quot;:3}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Vatan Ataköy Anaokulu Müdürü</span><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:3,&quot;335551620&quot;:3}"> </span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul Öncesi Eğitim</title>
		<link>https://www.vatanegitim.com.tr/okul-oncesi-egitim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2021 09:05:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[özlem Azargün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vatanegitim.com.tr/?p=14515</guid>

					<description><![CDATA[Okul öncesi eğitimde nasıl bir eğitim modeli uyguluyorsunuz? Vatan Anaokulları sınıflarımızda çocuklarımızın tüm gelişimsel alanlarını destekleyen (bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal, özbakım) proje ve oyun temelli, mizaç özelliklerine uygun karma bir eğitim programı uygulanmaktadır. (High/Scope, Montessori, Reggio Emillia, Waldorf ). Bu programları destekleyici GEMS ve Math Their Way eğitim programlarına]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Okul öncesi eğitimde nasıl bir eğitim modeli uyguluyorsunuz?</strong><br />
Vatan Anaokulları sınıflarımızda çocuklarımızın tüm gelişimsel alanlarını destekleyen (bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal, özbakım) proje ve oyun temelli, mizaç özelliklerine uygun karma bir eğitim programı uygulanmaktadır.<span id="more-14515"></span> (High/Scope, Montessori, Reggio Emillia, Waldorf ). Bu programları destekleyici GEMS ve Math Their Way eğitim programlarına da okul öncesi eğitim programımızın içeriğinde fazlaca yer verilmektedir. Okulöncesi programımız, çocuğun gelişimini bütünleşmiş bir yaklaşımla ele alacak şekilde tasarlanmıştır. “Atatürk İlkeleri” ışığında, akademik standartlara sahip, alanlarında uzmanlaşmış, nitelikli eğitim kadromuzun rehberliğinde çocuklarımızda; yaşlarını, ihtiyaçlarını ve bireysel farklılıklarını dikkate alarak uyguladığımız eğitim sistemi ve &#8216;Yaparak-Yaşayarak Öğrenme&#8217; eğitim modeliyle çocuklarımızın ; yaratıcılıklarını, problem çözme yeteneklerini geliştirmeyi hedefliyor, seçim yapma, karar verme, sorumluluk alma, deneme-uygulama, işbirliği geliştirme ve yaşıtlarıyla ilişki kurma olanaklarını sağlamayı amaçlıyoruz.</p>
<p><strong>Okul öncesinde oyun ile öğrenmenin önemi nedir ve nasıl uygulanmalıdır? Bu konuda uygulamalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?</strong><br />
Oyun; çocuğun fikir ve karakterini güçlendiren, ona neşe ve haz veren, gelişiminde önemli rol oynayan içgüdüsel hareketlerdir. Oyun; gönüllü ve özgürce yapılan, mutluluk kaynağı olan, çocuğun tüm gelişimini uyaran, yetenekleri kadar duyuları ve duyguları geliştiren etkinliklerin tümüdür. Çocukların en önemli işi “oyundur”.Çocuklarımızı tanımak ve anlamak için onları oyunlarında gözlemlemeliyiz. Çocukların oyunlarının bir öyküsü vardır ve çocuklar oyunlarında olduğu gibilerdir. Oyunun en önemli faydalarından biri de sosyal yeterlilik gelişimini desteklemesidir. Çocuklar, ilişkiler kurabilir karışıklıkları çözmeyi öğrenebilir, uzlaşabilir ve davranışlarını adapte edebilir. Oyunda, kendi temsilcilerini oynadıkları ve kendi tercihlerini yaptıkları için çocukların iyimserlik ve başarı hisleri artmış olur.Oyunda, öğrenme ve kavrama gelişimi oldukça önemlidir ve göz önünde tutulmalıdır. -Mış gibi oyun çocukların yaratıcı düşünce yeteneğini arttırmaktadır. Oyun, kuramsal öğrenmenin temelidir. -Mış gibi yapılan oyun, objelerden anlamların ayrılmasında çocuklara yardım eder ve çeşitli durumlara karşı çocukların yeteneklerini geliştirir. Böylece kendi kendine anlama becerisi gelişir. Çocuk çevresinde gözlemlediklerini, gündelik yaşantısını oyunlarını yansıtır. Oyun oynaması ve oyun içindeki tekrarları onun bilgi ve deneyimlerin kaybolmasını engeller. Oyun içerisinde bu tekrarlar onun günlük çatışmalarını çözümlemesine ve doyurulmamış arzularını doyurması için olanak verir. Çocuk oynarken birçok yeni kavramı öğrenir ve bunları sınar. Vatan Okulları okulöncesi eğitim programımızda tüm müfredat oyun üzerine; atölyeler ve yaparak yaşayarak öğrenme içerikli kurgulanmış ve planlanmıştır. Oyunlarımızda “Montessori, Math Their Way, Waldorf, High Scope” gibi temeli aktif oyuna dayanan eğitim model ve programlar ile birlikte geleneksel oyunlarımıza da eğitim programımız içerisinde yer verilmektedir.</p>
<p><strong>Okul öncesinde yabancı dil eğitimi hangi yaşta başlamalı ve hangi yöntemler uygulanmalıdır?</strong><br />
Vatan Okullarında öğrencilerimiz yabancı dil eğitimlerine okulöncesi seviyesinde başlıyor, yabancı dili de etkin öğrenme yöntemleri ve oyunlarla doğal ortamda ediniyorlar. 3 yaş gruplarımızda haftada 10 ders saati, 4 – 5 yaş gruplarımızda yarım gün Türkçe yarım gün yabancı dil eğitimi programı uyguluyoruz. Öğrenmenin bebeklikten itibaren başladığı ve çocukluk döneminde de devam ettiği bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, başarılı bir öğrenme süreci için yabancı bir dilin mümkün olduğu kadar erken verilmesi gerekmektedir. Dil edinme ve öğrenmede en merkezî ve önemli rol beyne verilmiştir. Beynin sol yarımküresinde dil edinmeyle ilgili bir bölge vardır. Bu bölge doğuştan itibaren çok aktiftir. Bu aktiflik, derecesi giderek azalarak ergenliğin başlangıcı olan 10–14 yaşlarına kadar devam eder. Sağ ve sol beyin yarımkürelerinin gelişmesinin ergenlik döneminde sona ermesiyle, dil edinme artık zorlaşır. Yapılan araştırmalar, yabancı dilin küçük yaşta ana dili ile birlikte kazandırılmasının en uygun yol olduğunu göstermektedir. Yedi yaşından sonra bir dili aksansız öğrenmek zorlaşmaktadır. Erken yaşlardaki (yani 2-6 yaş evresinde) dil öğrenimi esnasında beyin iki farklı dil öğrenimini birbirinden ayırt etmiyor ve iki dilin gelişimini paralel devam ettiriyor. Bu nedenle çocuğun yabancı dili öğrenmesi ana dilini öğrenmesine engel olmuyor, bilakis olumlu etkileri sayesinde çocuğun ana dilini daha kolay öğrenmesine katkıda bulunuyor.</p>
<p><strong>Okul öncesi çocukların eğitiminde en çok hangi sorunlarla karşılaşılıyor? Bu sorunların çözümünde nelere dikkat edilmeli?</strong><br />
Okul öncesi eğitime verilen önemin, ülkemizde giderek yaygınlaşması ile okul öncesi eğitim kurumların fiziksel yapıları, sahip oldukları olanaklar, öğrenci sayıları, öğretmen niteliği, okul öncesi eğitim programı, bu kurumlarda öğrencilere kazandırılmak istenen bilgi ve beceriler, veliler ve onların davranışlarının uygulamalara yansımaları, toplumun okul öncesi eğitime bakışı gibi noktalar dikkat çekmeye başlamıştır. Değişik araştırmalarda ortaya konulan bulgular, Türkiye’de okul öncesi eğitim alanında hem nitelik, hem de niceliksel birtakım sorunların var olduğunu göstermektedir. İlgili araştırmalarda vurgulanan sorunlar ise şöyle özetlenebilir: 4-6 yaş grubuna ağırlık verilen eğitim modeli, eğitime erişimde hedef kitleye ulaşılamaması, bölgesel farklılıkların olması, eğitim kurumlarında standartların eksik oluşu ve denetim yetersizliği, velilerin okul ile, okulun veliler ile kurduğu işbirliği ve iletişimin yeterliliği, mevcut eğitim programının, ülkenin farklı yerlerinde ve farklı koşullardaki çocukların ihtiyaçlarına tam olarak cevap verememesi ve nitelikli öğretmen yetiştirmedeki yetersizlikler olarak sıralanabilir. Bunlarla birlikte; kaliteli eğitim içermeyen eğitimin çözüm oluşturmadığı ve bu faktörlerin yeterli düzeyde olmadığı kurumlara devam eden çocukların gelişimleri, yaşanılan olumsuzluklardan negatif yönde etkilenmektedir.Okul öncesi eğitimde okul öncesi eğitim programları, eğitim politikaları, veliler, maddî konular, yönetim, denetim ve rehberlik, okul personeli, mevzuat, öğrenciler ve fiziksel koşullardan kaynaklanan değişik sorunlarla karşılaşıldığı ve okul öncesi eğitimde niteliğin sağlanabilmesinde bu sorunların çözümü okulöncesi eğitime önemli katkılar sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Okul öncesi eğitim kurumlarını seçerken nelere dikkat edilmeli?</strong><br />
Anne ve babalarımız öncelikle kendilerine şu soruları sormalıdırlar;<br />
“Çocuğum okula hazır mı?”,<br />
“Anne-baba olarak biz çocuğumuzu okula göndermeye hazır mıyız?”<br />
Çocuğumuz için anaokulu araştırırken, okulların temel aldığı yaklaşımları gözden geçirmeliyiz. Bu yaklaşımların her biri farklı gelişim alanlarına odaklanır, farklı değerlere öncelik verirler ve bu amaçla bazı davranışları geliştirmeyi hedeflerler. Anaokulu seçimi hemen hemen her anne babanın, çocukları yaklaşık olarak 3 yaşına geldiğinde karar verilmesi gereken zor bir süreçtir. Çocuğunuzu belki de ilk defa bir kuruma teslim edecek olmanın verdiği hassasiyet ve tedirginlikle bu süreç daha da zor bir hale gelebilir.<br />
Hangi anaokulları iyi?<br />
Kurumlarla görüşürken neleri sormalıyım?<br />
Dikkat etmem ve gözlemlemem gereken yönler nelerdir?<br />
Okul öncesi eğitiminde anaokulu seçerken önemli olan; öncelikle çocuğunuzun mutlu olacağı, eğlenerek, oynayarak vakit geçireceği, öğreneceği, arkadaşlarıyla oyunlar oynayıp, etkinlikler yapacağı, sağlıklı ve dengeli besleneceği, sosyal kuralları öğrenip, sizin de gözünüz arkada kalmadan güvenerek bırakabileceğiniz, çocuğun zihinsel, fiziksel, sosyal, duygusal ve özbakım ihtiyaçlarını karşılayabilecek, sizin beklentilerinize de karşılık verebilecek bir kurum olmasıdır.</p>
<p><strong>Okul öncesi eğitimde aileye düşen görev ve sorumluluklar neler? Okul öncesi seviyesinde çocukları olan ebeveynler, çocuklarıyla iletişim kurarken nelere dikkat etmeliler?</strong></p>
<p>Çocuklarımızın iyi ve başarılı birer okul hayatı geçirmesi, hepimizin en büyük dileğidir, ancak, bunun için iyi bir okul seçmek veya ekonomik koşullarımızı zorlamaktan başka neler yapıyoruz? Daha doğrusu çocuklarımızı okullarında başarılı olmaları için yeteri kadar destekleyebiliyor muyuz? Yetişkinlerin, çocukların içinde bulundukları gelişim sürecine, korkutmadan ve hatalı yaklaşımlarda bulunmadan destek vermeleri gerekiyor. Ve öğrenmeleri için de mutlaka zaman ayırmaları önem taşıyor. Bunları sağlarken ve sağladıktan sonra da çocuklarımıza yaklaşımımızın; sorgulayan, kıyaslayan, eleştiren değil, ilgilenen ve destekleyen yönde olması çocuklarımızın çok yönlü gelişimine her zaman pozitif katkı sağlıyor. Çocuğumuzu yetiştirirken anne baba olarak çocuğumuza, tüm aile bireylerimize ve çevremize karşı tutarlı, kararlı, dürüst davranmak, çocuğumuza her koşulda, her zaman onu sevdiğimizi söylemek ve yanında olduğumuzun güvenini vermek büyük önem taşımaktadır. Nasıl bir çocuk, nasıl bir insan yetiştirmek istiyorsak, biz de aynen bu şekilde çocuklarımıza rol model olmalıyız</p>
<p><strong>Okul öncesi eğitiminde eğitici oyun ve araçlar ile teknolojiden nasıl yararlanılmalı?</strong><br />
Günümüzde teknoloji çocuğun vazgeçilmez bir parçası olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Çocuklar çevrelerinde televizyon, akıllı telefon, dijital kamera, tablet, bilgisayar gibi pek çok teknolojik araçla karşılaşmakta ve kolayca bunları kullanmayı öğrenmektedirler. Bu araçlar çocukların günlük yaşamlarını derinden etkilemekte, çevreleriyle olan iletişimlerini, eğlence anlayışlarını ve öğrenmelerini şekillendirmektedirler. Bu nedenle çocukların teknolojik araçların kullanımını engellemektense kontrollü bir şekilde bu araçları gelişim ve öğrenmelerini destekleyici olarak kullanmalarını sağlamak gereklidir.</p>
<p>Çocukların ilköğretime hazır bulunuşluklarını destekleyen akademik becerilerin kazanılmasında teknolojinin olumlu etkileri vardır. Gelişime uygun olarak kullanılan eğitici programların dil, okuma yazma, matematik ve fen alanlarında çocuklara akademik beceriler kazandırdığı saptanmıştır. Teknoloji çocuklara anında geri dönüt fırsatı vermesi ile çocukların bağımsız öğrenmelerini destekler. Aynı zamanda, teknoloji çocuklara problem çözme ve fikirlerini paylaşma ortamları sunar. Bu nedenle, teknolojiyi okul öncesi eğitimi sınıflarında kullanırken amaçlarımız ve kullanma nedenlerimiz oldukça önemlidir. Teknolojinin amacı geleneksel okul öncesi eğitimi materyallerinin yerini almak değil, geleneksel materyalleri desteklemek ve çocuklara zengin ve farklı öğrenme deneyimleri kazandırmak olmalıdır. Özetle, teknoloji çocukların öğrenmelerini ve gelişmelerini desteklemek için sadece bir araç olarak kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>Covid-19 nedeniyle uzaktan eğitime geçilmesi sürecinde okul öncesi öğrencileriyle nasıl iletişim sağladınız? Bu konuda yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?</strong><br />
Covid -19 salgını nedeni ile pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye&#8217;de de yüz yüze eğitime ara verildi. Çocuklarımızın evde oldukları bu süreçte ebeveynleri ile birlikte keyifli vakit geçirmelerine ve devam eden gelişim / kazanımlarına yönelik biraz da olsa katkı sağlamak amacıyla uzaktan eğitim programımız ile her gün çocuklarımızın evlerine misafir olduk.</p>
<p>Okul öncesi öğrencilerimizin uzaktan eğitim programını kurgularken gelişimleri için çok önemli olan rutinlerinin devamlılığını sağlamaya özen gösterdik ve uzaktan eğitim programımızda da okulumuzda olduğu gibi okul öncesi öğrencilerimiz için en uygun ortamı yaratmayı amaçladık. Gelişim seviyelerine uygun, haftalık temalar çerçevesinde ve hedeflenen kazanımlar doğrultusunda bir eğitim programı hazırladık. Öğretmenlerimizin kendi ses kayıtları ile hazırladıkları masal dinletilerini her gün velilerimiz aracılığı ile çocuklarımıza ulaştırdık. Veli ve öğrencilerimizle gerçekleştirdiğimiz sesli / görüntülü telefon görüşmelerimiz ile süreci olabildiğince keyifli ve canlı tuttuk.</p>
<p>Gerçekleştirdiğimiz online eğitim ile her gün yaş gruplarına paralel süre ve ders sayılarıyla “takvim hava durumu, güne merhaba, şiir, şarkı, tekerleme, parmak oyunları, sanat, matematik, dikkat ve akıl oyunlar, İngilizce ve bilim aktiviteleri” v.b. etkinliklerimiz ile uzaktan eğitim programımızı gerçekleştirdik. Çocuklarımızın merak ettikleri konular ya da temalarımız ile ilgili sorduğumuz sorularla “fırsat eğitimi, beyin fırtınası ve scamper” çalışmaları yaptık. 4 – 5 yaş grubumuzda her gün 2 öğrencimiz ile “göster anlat ve sayma zamanı” etkinliklerimizi yine canlı yayında gerçekleştirdik. Yapacağımız bu çalışmalar ile ilgili öğretmenlerimizin hazırlamış olduğu haftalık etkinlik takvimleri ve video çekimleri ile velilerimizi öncesinden bilgilendirdik. Online eğitim programımızda okul psikoloğumuz her gün tüm öğrencilerimizi gözlemledi, gerekli noktalarda veli ve öğrencilerimiz ile gün içerisinde / haftalık aramalarla iletişime geçerek gözlemlerini ve önerilerini paylaştı, velilerimizden gelen sorulara / sorunlara cevap verilmeye çalışıldı. Gerçekleştirilen bu rehberlik etkinlikleri ile ilgili hazırlanan haftalık planlar ve çekilen videolar veli ve öğrencilerimiz ile paylaşıldı. Online gerçekleştirdiğimiz veli seminerlerimiz, hafta içerisinde velilerimizden gelen sorular / yaşanılan sıkıntılar ile paralel hazırladığımız haftalık bültenler ile rehberlik çalışmalarımızı yürüttük. Evde yapılabilecek çalışmalar ile ilgili olarak hazırladığımız “ev etkinlik takvimleri” ile çocuklarımızın aileleri ile de evde keyifli vakit geçirmelerine katkıda bulunmaya çalıştık. Yapılan tüm bu çalışmalarımız ile ilgili olarak velilerimizin bizlere gönderdiği fotoğraflar ve videolar ile “takip ve paylaşım” platformu oluşturduk. Uzaktan eğitim programı ve ev etkinlikleri programlarımızdaki kazanımlara yönelik oluşturduğumuz “haftalık veli değerlendirme anketlerimiz” ile haftalık olarak çocuklarımızdaki kazanımların da takibini yaptık.</p>
<p><strong>Özlem AZARGÜN</strong><br />
Vatan Anaokulları Koordinatörü<br />
Ataköy Vatan Anaokulu Müdürü</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Disleksi Olan Çocuklarda Erken Tanının Önemi</title>
		<link>https://www.vatanegitim.com.tr/disleksi-olan-cocuklarda-erken-taninin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2021 13:16:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[özlem Azargün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vatanegitim.com.tr/?p=14451</guid>

					<description><![CDATA[Okul başarısızlığı ve okula uyum güçlükleri, çocukluk ve ergenlik döneminde sık karşılaşılan sorunlardır. Bu sorunlar; bireyin ruh sağlığını, çevre ve aile ilişkilerini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle çocuk ruh sağlığı kliniklerine yapılan başvuruların önemli bir kısmını okul başarısızlığı ve okula uyum sorunları oluşturmaktadır. Okul başarısızlığının nedenleri arasında zeka geriliği, ruhsal]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul başarısızlığı ve okula uyum güçlükleri, çocukluk ve ergenlik döneminde sık karşılaşılan sorunlardır. <span id="more-14451"></span>Bu sorunlar; bireyin ruh sağlığını, çevre ve aile ilişkilerini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle çocuk ruh sağlığı kliniklerine yapılan başvuruların önemli bir kısmını okul başarısızlığı ve okula uyum sorunları oluşturmaktadır. Okul başarısızlığının nedenleri arasında zeka geriliği, ruhsal bozukluklar, görme-işitme problemleri, kronik hastalıklar, sosyo-kültürel düzeyinin düşüklüğü, aile içi çatışmalar, çocuklardaki motivasyon eksikliği, okul veya öğretmenden kaynaklanan problemler gibi faktörler yer almaktadır. Bu nedenlerin biri veya birkaçı çocukların okula uyum sorunu yaşamasına sebep olabilir. Bunların dışında okul başarısızlığına yol açan bir neden de öğrenme güçlüğüdür.</p>
<p>Öğrenme, insanın doğduğu günden ölünceye kadar devam eden, gelişim düzeyine göre gerçekleşen kapsamlı ve karmaşık süreçler zinciridir. Bu nedenle öğrenme sadece okulla sınırlandırılmamalıdır. Öğrenme kısaca bilginin kazanılması diye tanımlanırsa bireyin bilgi kazanırken güçlüğe uğramasıyla ortaya çıkan problemlere de öğrenme güçlüğü denilebilir.</p>
<p>“Öğrenme güçlüğü genel bir terimdir ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerin kazanılmasında ve kullanılmasında heterojen bir bozukluk grubunu gösterir”. Bu bozukluklar birey için doğuştandır ve her yaşta görülebileceği kabul edilir (Şenel, 1998).</p>
<p>Amerikan Psikiyatri Birliği’nin tanı sınıflandırma sisteminde öğrenme güçlükleri için şu sınıflama ve kavramlar kullanılmıştır:</p>
<ul>
<li>Okuma güçlüğü (dyslexia),</li>
<li>Matematik güçlüğü (dyscalculia),</li>
<li>Yazılı anlatım güçlüğü (dysgraphia)</li>
<li>Başka türlü adlandırılamayan öğrenme bozukluğu olmak üzere dört başlık altında sınıflandırılmaktadır (DSM-IV, 1998).</li>
</ul>
<p>Disleksili bireyler normal zekaya sahip olmalarına karşın beklenenden daha düşük okuma performansı gösterirler.</p>
<p>Disleksi bir hastalık değil, dil kazanımının farklı derecelerde etkilenmesi durumudur (Şenel, 1998). Öğrenme güçlüğünde olduğu gibi disleksiye de eşlik eden bazı bozukluklar bulunmaktadır. Genel olarak disleksiye eşlik eden bozuklukların hiperaktivite (aşırı hareketlilik), hipoaktivite (aşırı yavaşlık) ve dikkat eksikliği olduğu bilinmektedir. Dikkatle ilgili bir sorun olmadığı halde ortaya çıkan gelişimsel disleksiye ise “saf disleksi” adı verilmektedir. Herhangi bir zeka sorunu olmayan bir kişi okuma yeteneğini hiç bir zaman tam kazanamazsa veya çok geç ve yavaş bir biçimde kazanırsa ve buna yol açacak herhangi bir beyin hastalığı söz konusu değilse buna da “gelişimsel disleksi” denir.</p>
<p>Dislektik bireylerde görülen özellikler şu şekilde sıralanabilir:<br />
&#8211; Okuma bozukluğu: Kelime, hece ve harfleri yanlış okuma, kelime unutma.<br />
&#8211; İmla bozuklukları: Tek ve iki sesli harf gruplarında imla hataları.<br />
-Yazı bozuklukları: Harfleri doğru kopyalayamama veya yazamama, yazısının okunamaması.<br />
Okuma yazmayı yeni öğrenen çocuklarda ters yazma, kelimelerin yerini değiştirme durumu disleksi olarak algılanmamalı, ancak bu durumun ileriki okul yaşamında devam etmesi durumunda disleksiden şüphelenilmelidir. Disleksiler kelimeleri kopyalarken ve adlandırırken zorluk çekerler. Disleksilerin zeka düzeyleri düşük değildir. Aralarında üstün zekalıları görmek mümkündür. Disleksi bir hastalık değil, sesli sembolleri istenilen şekilde düzenleyememe sorunudur (Özgür, 2006).</p>
<p>Disleksi alanında yapılan birçok araştırmada dislektiklerin aşağıdakilerin bir veya birkaçında sorun yaşadıklarını ortaya koymuştur:</p>
<ul>
<li>hafıza</li>
<li>ardıllık</li>
<li>zamanı planlama</li>
<li>oryantasyon</li>
<li>sağ solu karıştırma</li>
<li>eşzamanlı aktiviteler</li>
</ul>
<p>Disleksi, okumayla birlikte dinleme, konuşma, sürekli düşünme, kelimeleri oluşturma gibi tüm dil becerilerini ve bunun yanında diğer akademik alanlardaki becerilerini de olumsuz etkilemektedir. Bunun için disleksinin erken yaşlarda tespit edilmesi birçok problemin önüne geçeceğini ortaya koymaktadır.</p>
<p>Başka Türlü Adlandırılamayan Öğrenme Bozukluğu<br />
Bu gruptaki öğrenme güçlüklerin temel özelliği, akademik beceri bozukluklarının zekâ geriliği, yetersiz eğitim ya da duygusal özürlerle açıklanamıyor olmasıdır.  Kişinin takvim yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda her bir bireysel beceriyi ölçen testteki başarı beklenenin önemli derecede altında olmamasına karşın, okul başarısını önemli ölçüde etkileyen her üç alandaki (okuma, yazma, matematik) sorunları kapsayabilir. Başka türlü adlandırılamayan öğrenme güçlüğü kategorisi herhangi bir öğrenme bozukluğu tanı ölçütlerini karşılamayan, öğrenme güçlükleri için kullanılmaktadır. Bu nedenle diğer öğrenme güçlükleri gibi bir tanı ölçütü bulunmamaktadır.</p>
<p>Amerika Pediatrik Akademisi tarafından, çocuk veya yetişkin dislektik veya öğrenme güçlüğü çeken bireylere:</p>
<p>1) Erken tıbbi ve eğitimsel, psikolojik değerlendirme ve teşhis yapılmasının<br />
2) İspatlanmış ve geçerli araştırmalarla kanıtlanmış tedavi uygulanmasının gerektiği belirtilmiştir.</p>
<p>Uzmanlar çocuklardaki öğrenme güçlüklerinin 7 yaşından önce belirlenebileceğinde hemfikirdirler. Bununla birlikte, bu problemlerin, okul öncesi yaşta öğrenme güçlüğü olarak görülmesine de karşıdırlar. Birçok uzman, okul öncesi çocukların öğrenme sistemine henüz yabancı olduklarından tanının zor olduğunu ileri sürerken, bazı uzmanlar, ise çocuklardaki öğrenme güçlüğünün okul öncesinde hatta 3–4 yaşlarında bile belirlenebileceği kanaatindedirler.</p>
<p>Disleksi Teşhisi Nasıl Konulur?<br />
Disleksinin birden çok belirtisi olduğu için teşhisi oldukça zor olabilir. Kesin teşhis için okulda veya bireysel olarak bir değerlendirme yapmak gerekir.</p>
<p>Disleksiye tanısal yaklaşımda değerlendirilen çeşitli kriterler mevcuttur:</p>
<p>Aile bireylerinde benzer problemlerin varlığının değerlendirilmesi</p>
<ul>
<li>Zeka düzeyi</li>
<li>Konuşma becerisinin değerlendirilmesi</li>
<li>Kelime tanıma</li>
<li>Konuşma ve okuma ile ilgili akıcılığın değerlendirilmesi</li>
<li>Okuduğunu anlama</li>
<li>Kelime haznesinin değerlendirilmesi</li>
<li>Yeni ve farklı kelimeleri anlama ve okumanın değerlendirilmesi</li>
<li>Fonolojik (söyleniş) bakımından kişinin beyninin işleyişinin değerlendirilmesi</li>
</ul>
<p>Bulgular test sonuçları ile karşılaştırılarak teşhis koyulması kolaylaştırılabilir. Eğer aile bireylerinde de disleksi varsa, disleksi şüphesi kuvvetlenir. Tüm bu sonuçların bir uzman tarafından değerlendirilmesi ile kesin teşhis koyulabilir.</p>
<p>Disleksinin Tedavi Yöntemleri Nelerdir?<br />
Disleksi, bireyin ömrü boyunca sürecek bir durumu olduğu için tedaviden ziyade, yol açtığı sorunlara ilişkin alınabilecek önlemler ile tedavi planlanır. Çünkü diğer birçok hastalıktan farklı olarak disleksi tedavisi herhangi bir ilaç veya cerrahi işlem ile mümkün değildir.<br />
Disleksi belirtilerinin anlaşılmaya başlanması ilkokul dönemlerine denk geldiğinden, teşhis yapılır yapılmaz çocuk özel eğitime tabi tutulmalıdır. Çocukta herhangi bir zeka geriliği söz konusu olmadığından, bireyselleştirilmiş olarak verilecek eğitim çocuğu rahatlıkla akranları ile aynı seviyeye getirecektir. Ancak disleksi teşhisi konulan çocuğun eğitimi, yine özel eğitim alan öğretmenler tarafından verilmelidir.</p>
<p>Bunun yanında zaman zaman disleksisi olan çocuğun terapiste de ihtiyacı olacaktır. Çünkü akranlarına göre farklı bir kişiliğe sahip olduğundan, akranlarına uyum sağlamada güçlük çekebilir. Aynı zamanda terapist ile okuldaki eğitimcinin de uyum içinde çalışması gerekir. Bu bireyler için öğretim ortamı birden çok duyuya hitap edecek şekilde düzenlenmelidir. Bu sayede birey zayıf olan duyusunun eksiğini, kuvvetli olan diğer bir başka duyusuyla tamamlayacaktır.</p>
<p>Disleksi Eğitimi Ve Eğitim Teknikleri<br />
Disleksi belirli eğitim yaklaşımları ve teknikleri kullanılarak tedavi edilir ve müdahale ne kadar erken başlarsa o kadar etkili olur. Yapılacak psikolojik testler çocuğun öğretmenlerinin uygun bir öğretim programı geliştirmesine yardımcı olacaktır.</p>
<p>Öğretmenler çocuğun okuma becerilerini geliştirmek için işitme, görme ve dokunma tekniklerini kullanabilirler. Bir çocuğa öğrenmek için farklı duyular kullanmalarına yardımcı olmak &#8211; örneğin, bir dersi kayıttan dinlemek ve derste kullanılan harflerin şekli ile konuşulan kelimeleri parmakla çizmek &#8211; bilgilerin beyine işlenmesine dolaylı olarak yardımcı olabilir.</p>
<p>Disleksi tedavisine örnek olarak:<br />
*Kelimeleri oluşturan en küçük sesleri, yani fonemleri ya da ses birimlerini tanımayı ve kullanmayı öğrenmeyi,<br />
*Harflerin ve harf dizelerinin bu sesleri ve kelimeleri temsil ettiğini, yani fonetiği ya da seslendirmeyi anlamayı,<br />
*Okuduğunu anlamayı,<br />
*Okumayı düzeltmek, akıcılığını ve hızını artırmak için yüksek sesle okumayı,<br />
*Tanınan ve anlaşılan sözcüklerden oluşan bir kelime haznesi oluşturmayı öğrenmede bireye yardım etmeye odaklanabilir.</p>
<p>Mümkün olduğu kadar bir okuma uzmanıyla gerçekleştirilen özel ders oturumları disleksi olan bireyler için yararlı olabilir. Eğer okuma engeli daha ciddiyse, özel dersin daha sık gerçekleşmesi gerekebilir veya ilerleme daha yavaş gerçekleşebilir.</p>
<p>Anaokulunda veya ilkokul başlangıcında sınıfta ek yardım alan disleksik okuma becerilerini ilkokul ve lisede başarılı olacak kadar geliştirir. Ancak daha üst sınıflara kadar destek ve yardım almayan çocuklar iyi okumak için gerekli becerileri öğrenmekte daha fazla zorluk çekebilirler.</p>
<p>Bu durumda çocukların akademik olarak geride kalmaları muhtemeldir. Şiddetli disleksi olan bir çocuğun okuması hayat boyu kolay olmayabilir, ancak bu çocuğun okumasına ve okul performansı ile yaşam kalitesini artıracak stratejiler geliştirecek becerileri öğrenmesine engel değildir.</p>
<p>Ebeveynler disleksi sorunu olan bir çocuğun başarılı olmasına yardımcı olmada çok önemli bir rol oynarlar. Bunun için sorunun erkenden ele alınması tavsiye edilir. Disleksi şüphesi varsa, çocuğun doktoru ile iletişime geçilmelidir. Bunun için çocuk 6 aylıkken ve hatta daha da küçükken başlamak en iyisidir. Çocukla birlikte sesli kaydedilmiş kitapları dinlemek bir başka yöntemdir. Zaman içerisinde çocuk büyüdükçe, hikayeleri çocuğa anlattıktan sonra bir defa da birlikte okunması tavsiye edilir. Bununla birlikte çocuğa yüksek sesle bir şeyler okumak tavsiye edilir.</p>
<p>Çocuğun okulu ve öğretmenleriyle birlikte çalışıp, okulda nasıl başarılı olabileceğine dair ortak bir strateji belirlenmesi tavsiye edilir. Bununla birlikte okuma zamanı teşvik edilmelidir. Hemen her çocuğun okuma becerilerini geliştirmesi için okuma alıştırması yapması gerekir.</p>
<p>Bunun için ebeveynin de örnek olması tavsiye edilir. Eğer ebeveyn gün içinde belli bir süreyi kendisi okumaya ayırırsa, çocuk bunu örnek alacak ve okumanın eğlenceli olabileceğini görebilecektir.</p>
<p>Özlem AZARGÜN<br />
Disleksi ve Özgül Öğrenme Güçlüğü Eğitmeni<br />
Vatan Anaokulları Koordinatörü</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul Aile Dayanışmasının Önemi</title>
		<link>https://www.vatanegitim.com.tr/okul-aile-dayanismasinin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 01:28:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[özlem Azargün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vatanegitim.com.tr/?p=13997</guid>

					<description><![CDATA[Öğrenme-öğretme sürecine ilişkin olarak okul başarısını artıran faktörler üzerinde yapılan araştırmalar, okul başarısı üzerinde okul-aile dayanışmasının önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Aile içi uyumun, ailenin destekleyici yaklaşımının, ailenin okul toplantı ve etkinliklerine katılmasındaki çeşitliliğin, okul başarısı üzerinde önemli etkileri vardır. Akademik başarısı düşük ve sınıfta kalma riski taşıyan öğrencileri]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrenme-öğretme sürecine ilişkin olarak okul başarısını artıran faktörler üzerinde yapılan araştırmalar, okul başarısı üzerinde okul-aile dayanışmasının önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.<span id="more-13997"></span> Aile içi uyumun, ailenin destekleyici yaklaşımının, ailenin okul toplantı ve etkinliklerine katılmasındaki çeşitliliğin, okul başarısı üzerinde önemli etkileri vardır. Akademik başarısı düşük ve sınıfta kalma riski taşıyan öğrencileri diğer öğrencilerden ayıran en önemli etkenin, anne-baba desteği ve ilgisinden yoksunluk olduğu, anne-baba katılık, tutarsızlık ve geçimsizliğinin de düşük okul başarısında önemli bir risk faktörü olduğu çeşitli araştırmalarla saptanmıştır. Eastman (1988), eğitim açısından destekleyici yaklaşım içerisinde olan ailelerin çocuklarında, okul başarısının daha yüksek olduğu sonucuna varmıştır. Aile özellikleri, öğrencinin okul başarısındaki en önemli çevre faktörünü oluşturmaktadır. Çelenk’in (2003) yaptığı araştırma sonucuna göre; okul başarısının yarıdan çoğunun, ailenin katkısıyla gerçekleştiğini söylemek mümkündür.</p>
<p>Çocuğun ilköğretime başlamasıyla birlikte, öğrencinin okul başarısı üzerinde rol oynayan çevresel etkiler toplumun daha geniş bir kesimine doğru genişler. Fakat aile etkisi bütünüyle ortadan kalkmaz. Günün 24 saati içerisinde okul saatlerinin miktarı göz önüne alınırsa, çocuk yaşamının ¾’nün bu dönemde de aile içerisinde geçirildiği gerçeği ortaya çıkar. Bu durum, okul yıllarında da çocuk-aile etkileşiminin önemini göstermektedir.</p>
<p>Gordon (1993)’a göre; anne-babanın çocuk üzerindeki etki alanı çok geniştir. Bir bakıma, anne babalar 0-6 yaş döneminde hem çocuklarına tüm gereksinimlerinin yerine getirilmesinde en yakınında olan kişiler, hem de ilk öğretmenleridirler. İnsan kişiliğin gelişimsel temellerinin 0-6 yaş döneminde atıldığı göz önüne alındığında, eğitsel kimliğin belirlenmesinde anne-baba rolünün önemi daha da iyi anlaşılmış olur. Çocuğun aile içerisinde edindiği statü, kazandığı değer ve geliştirdiği kimlik; onun giderek toplum içerisinde kazanacağı kimliğin, statünün ve değerin belirleyicisi olmaktadır.</p>
<p>Öğrenci ailelerinin yanlış tutumu, ilgisizliği, baskısı, sertliği, sevgisizliği ya da aşırı ilgisi gibi durumlar öğrencilerin ders çalışmaktan soğumalarına, korku ve gerginlik duymalarına neden olmaktadır.</p>
<p>Satır’ın (1996) yaptığı bir araştırmada ; çocuğuna yakın ilgi gösteren, çocuğunun çalışma ortamını düzenleyen ve planlayan, çocuğunun başarısını övücü sözlerle destekleyen, çocuğunun başarısızlığında onu çalışırsan başarılı olursun sözleriyle yüreklendiren anne-babaların çocuklarının akademik başarılarının yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Nitschke, «Anne şefkat ve bakımını veya onun yerini tutabilecek duygusal bağı bulamayan çocuk dünyaya da bir giriş kapısı bulamaz» demektedir. Bowlby, anne yoksunluğu ile duygusal ilgisizlik arasında bir korelasyon bulmuş, sevgi objesinin kaybedilmesinin, gelişim gerilikleri ve çocuk suçluluğu gibi antisosyal davranışların nedeni olduğunu saptamıştır.</p>
<p>Çelenk (2001), ilk okuma-yazma öğretiminde, evde çocuğuna eğitim yardımı sağlayan ve bu amaçla okul ile yakın işbirliğine giren ailelerin çocuklarının okuduğunu anlama başarılarının daha yüksek olduğu sonucuna varmıştır.</p>
<p>Anne-Baba ve Okul İşbirliği Hollingsworth ve Hoover (1999), çocukları doğrudan ve dolaylı yollardan eğittikleri için, anne-babayı çocuğun evdeki öğretmenleri olarak ele almakta ve okulda öğretmen tarafından kazandırılacak olumlu bir davranışın evde anne-baba tarafından kolaylıkla bozulabileceğini belirtmektedirler. Bu nedenle de öğrencilerin evdeki öğretmenleri olarak velilerin önemi oldukça büyüktür.</p>
<p>Gordon’a göre (1993); anne-babaların, üzerinde durduğu en önemli konulardan biri, çocuklarının iyi bir eğitim alıp alamayacağıdır. Bu açıdan anne-babaların, çocuklarının eğitim yaşantılarını nasıl destekleyecekleri önem kazanmaktadır. Anne-babalar çocuklarının okul dışındaki öğretmenleridirler. Bu nedenle de öğretmenler, anne-babaların çocuklarına okul dışında yaptıkları eğitim uygulamalarının doğruluğundan kaygı duymaktadırlar. Öğretmenler; “Öğrenci ne tür bir eğitim ortamında yaşıyor? Aileler çocukların ödevlerini yapmalarına ne tür yardım sağlıyorlar? Aileler, okulu ve öğretmenleri eleştiriyorlar mı? Çocuklarının okul ve derslerle ilgili sorunlarını önemseyip ilgileniyorlar mı?” gibi sorulara yanıt ararlar. Anne-baba ve öğretmenler, çocuklara elverişli bir öğrenme ortamı yaratabilmek için ortak bir çaba göstermelidirler. Çocuğun evde oluşan ilk öğrenme deneyimleri, okuldaki öğrenme girişimlerine destek sağlayarak, öğretmenin sınıf içi uygulamalardaki başarı şansını yükseltir. Bu yüzden öğretmenlerin çocuğun aile ortamlarını iyi değerlendirmeleri ve onun daha iyi eğitimine olanak hazırlamak amacıyla aile ile de iletişim kurmaları önemlidir (Burns, Roe ve Ross,1992).</p>
<p>Gordon’a göre (1993); anne-babaların, üzerinde durduğu en önemli konulardan biri, çocuklarının iyi bir eğitim alıp alamayacağıdır. Bu açıdan anne-babaların, çocuklarının eğitim yaşantılarını nasıl destekleyecekleri önem kazanmaktadır. Anne-babalar çocuklarının okul dışındaki öğretmenleridirler. Bu nedenle de öğretmenler, anne-babaların çocuklarına okul dışında yaptıkları eğitim uygulamalarının doğruluğundan kaygı duymaktadırlar. Öğretmenler; “Öğrenci ne tür bir eğitim ortamında yaşıyor? Aileler çocukların ödevlerini yapmalarına ne tür yardım sağlıyorlar? Aileler, okulu ve öğretmenleri eleştiriyorlar mı? Çocuklarının okul ve derslerle ilgili sorunlarını önemseyip ilgileniyorlar mı?” gibi sorulara yanıt ararlar. Anne-baba ve öğretmenler, çocuklara elverişli bir öğrenme ortamı yaratabilmek için ortak bir çaba göstermelidirler. Çocuğun evde oluşan ilk öğrenme deneyimleri, okuldaki öğrenme girişimlerine destek sağlayarak, öğretmenin sınıf içi uygulamalardaki başarı şansını yükseltir. Bu yüzden öğretmenlerin çocuğun aile ortamlarını iyi değerlendirmeleri ve onun daha iyi eğitimine olanak hazırlamak amacıyla aile sorumlularıyla da iletişim kurmaları önemlidir (Burns, Roe ve Ross,1992).</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde, okulöncesi programlar uzun süreli bir incelemeyle değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, çocuk ve ebeveyni (çoğunlukla anneyi) bir ünite olarak ele alan programların, yalnız çocuğu ele alan programlardan daha etkili olduğunu göstermiştir. Ebeveyn ve çocuğu birlikte ele alan okul öncesi eğitim programlarının değerlendirilmesinden şu sonuçlar elde edilmiştir (Colbert, 1979; Bul. Kayn. Yıldıran 1983): Bu programlarda eğitim görmüş çocuklarda, zekâ gelişimi ve bilişsel gelişim alanlarında ilköğretim yıllarına kadar devam eden ilerlemeler görülmüştür. Bu programa katılan çocukların özel eğitime gereksinim göstermeleri veya bir sınıfı tekrarlama olasılıkları daha düşük olmuştur. Bu çocukların eğitsel kazançları daha yüksek olmuştur. Ayrıca bu çocukların ebeveynleri çocuklarına daha esnek tutumlar geliştirmiş ve bu programlara katılan çocukların kardeşlerinin zeka puanlarında da artışlar kaydedilmiştir.</p>
<p>Okulda yapılanlar evde anne-babalar tarafından da desteklenmediği sürece okul eğitiminde başarıya ulaşmak olası değildir. Okul ve aile iki farklı toplumsal kurumdur ve farklı beklentiler etrafında şekillenmişlerdir. Bu iki farklı kurumun çocukların eğitimleri konusunda çıkar birliğine getirilmesi gereklidir. Sorun özellikle okul eğitiminin başlangıcı olan ilköğretim birinci sınıflar için çok daha önemlidir; çünkü en temel çalışma ve öğrenme becerileri bu yılda oluşturulmaktadır (Şimşek ve Tanaydın, 2001).</p>
<p>Anne-baba ve öğretmenler arasında kurulacak düzenli iletişimin önemi büyüktür. Velilerle okuldaki etkinlikler konusunda mektuplaşma, okul kuralları, düzeni ve velinin gereksinim duyduğu yardımcı bilgiler konusunda hazırlanmış mektuplar, bültenler; kurulacak bu iletişimin geleneksel araçlarıdır. Öğrencilerle ilgili kişisel raporlar, öğretmen-aile telefonlaşmaları, veli-öğretmen toplantıları, çocukla ilgili bireysel toplantı ve görüşmelerin yapılacağı, ayrıca çocuklarının sınıf içi etkinliklerini görme fırsatı elde edecekleri anne-babaya açık sınıf içi etkinlikleri izleme günleri, okul-aile ilişkilerinde uzun yıllardır uygulanan sağlıklı iletişim yollarıdır.</p>
<p><strong> ÖNERİLER</strong></p>
<p>Öğretmen veli görüşme içerikleri şunlar olabilir:</p>
<p>1. Çocuğun gelişim düzeyi ve bireysel farklarını dikkate alan öğretimi nasıl olmalıdır?<br />
2. Kazanılmış davranışlarının kalıcılığını sağlamak için yapılması gerekenler.<br />
3. Evde gerçekleştirilecek eğitim ortam ve etkinlikleri neler olmalıdır?<br />
4. Okulda yapılması gereken ve yapılan sınıf içi çalışmalar nelerdir?<br />
5. Öğretmen veli görüşmelerinin öğrencinin okul ve hayat başarısındaki önemi.</p>
<p><span style="font-size: small;">KAYNAKÇA</span><span style="font-size: small;">Bilgin, M. (1990), Ankara Merkez İlçelerindeki Ortaokullarda Okul ve Ailenin İşbirliği ve Sorunları, A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi.</span><span style="font-size: small;">Cüceloğlu, D. (1993). Geliştiren Ana-Baba. Yaşadıkça Eğitim Dergisi. Sayı: 29. </span><span style="font-size: small;">Çelenk, S. (2002). “İlkokuma ve Yazma Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlara İlişkin Öğretmen Görüşleri” İlköğretim-Online, 1 (2) s.40-47. </span><span style="font-size: small;">Çelenk, S. (2001), Okul Dışı Etkilerin İlkokuma Yazma Öğretiminde Okuduğunu Anlama Başarısına Katkısı, A.İ.B.Ü. Yayımlanmamış (Yayın Kurulu Kararı Alınmış) Araştırma.</span><span style="font-size: small;">Satır, S. (1996). Özel Tevfik Fikret Lisesi Öğrencilerinin Akademik Başarılarıyla İlgili AnneBaba Davranışları ve Akademik Başarıyı Artırmaya Yönelik Anne-Baba Eğitim Gereksinmelerinin Belirlenmesi. A.Ü Sos. Bilm. Enst. Yayınlanmamış. Yüksek Lisans Tezi. </span><span style="font-size: small;">Şimşek, H. ve Duygu Tanaydın (2001). Öğretmen Veli Katılımı: Öğretmen,-Veli-Psikolojik Danışma üçgeni, İlköğretim Online 1(1),</span><span style="font-size: small;">Yavuzer, H. (1986). Ana-Baba ve Çocuk. İstanbul: Remzi Kitabevi.1995 “Yaygın Ana-Baba Tutumları” Ana-Baba Okulu. İstanbul: Remzi Kitabevi. </span><span style="font-size: small;">Yörükoğlu, A. (1980), Çocuk Ruh Sağlığı, Türkiye İşbankası Yayınları. </span><span style="font-size: small;">Yıldıran, G. (1983). Okulöncesi Eğitimde, Okul, Ana-Baba ve Çevre Arasında İşbirliğinin Sağlanması, Okulöncesi Eğitim ve Sorunları. TED Yayınları.</span><span style="font-size: small;">Çelenk, S. (2003). Okul Başarısının Ön Koşulu: Okul Aile Dayanışması, İlköğretim-Online 2 (2), 2003 sf. 28-34.</span></p>
<p>Özlem AZARGÜN</p>
<p>Vatan Okulları Anaokulları Zümre Başkanı</p>
<p>Ataköy Vatan Anaokulu Müdürü</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyunla Oyun Olmaz</title>
		<link>https://www.vatanegitim.com.tr/oyunla-oyun-olmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 01:12:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[özlem Azargün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vatanegitim.com.tr/?p=13983</guid>

					<description><![CDATA[Çocuğun ilk ve en önemli sosyal çevresi, aile ortamıdır. Ailede anne baba ile geçirilen nitelikli beraberlik ve anne baba çocuk arasındaki paylaşımlar, çocuk gelişimi açısından oldukça anlamlıdır. Gelişen teknoloji ve günümüz yaşam koşullarındaki farklılıklar, anne baba ve çocuk arasındaki sosyal etkileşimi de etkilemiş görünmektedir.“Çocuğunuz okuldan eve geldiğinde, evde hangi etkinlikleri]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğun ilk ve en önemli sosyal çevresi, aile ortamıdır. Ailede anne baba ile geçirilen nitelikli beraberlik ve anne baba çocuk arasındaki paylaşımlar, çocuk gelişimi açısından oldukça anlamlıdır. Gelişen teknoloji ve günümüz yaşam koşullarındaki farklılıklar, anne baba ve çocuk arasındaki sosyal etkileşimi de etkilemiş görünmektedir.<span id="more-13983"></span>“Çocuğunuz okuldan eve geldiğinde, evde hangi etkinlikleri yapmaktan hoşlanıyor?”, “Anne ya da babası ile oynamak istediğinde, anne ya da baba olarak çocuğunuzla oynar mısınız? Neden?”, “Çocuğunuzun, her gün anne babası ile birlikte oynama imkânı oluyor mu? Neden?”</p>
<p><strong>Çocukla Oyun Keyiftir, Mesai Değil!</strong></p>
<p>Çocuğun fiziksel, duygusal, dil, bilişsel ve sosyal gelişiminde oyunun rolü ve önemi günümüzde çok iyi bilinmektedir. Son yıllarda ise uzmanlar çocukluk döneminde tek başına veya arkadaşlarla oynanan oyunların yanı sıra ebeveynlerin de bizzat oyuna katılmasının önemini vurgulamaktadırlar.<br />
Ebeveynlerin çocuklarıyla oynadıkları oyunlar onlar için çok değerli olmakta ve ebeveynleri tarafından gerçekten önemsendiklerini hissetmelerine yardımcı olmaktadır. Çocukların duygusal, sosyal, fiziksel, bilişsel gelişimleriyle ebeveynlerin oynadıkları oyunlar arasında birçok olumlu ilişkinin bulunduğu birçok araştırma tarafından da gösterilmektedir.</p>
<p><strong>Güzel Anılar Bırakalım mı?</strong><br />
Günümüzde yoğun çalışma temposu ve televizyon, bilgisayar, tablet, telefon gibi aletlerden dolayı ebeveynler çocuklarıyla geçirebilecekleri kaliteli oyun zamanlarını gittikçe kaybetmektedirler. Oysa bir çocuğun ileride hatırlayabileceği en güzel anılar “ebeveynleriyle geçirdiği keyifli anlar” olacaktır ve bu anılar onların da ileride kendi çocuklarıyla da oynamalarına yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Çocuğunuzu Oyun Oynarken Yalnız Bırakmayın!</strong><br />
Çocuklar üç yaşlarından sonra kendi oyunlarını kurabildiklerinde anne babalar farkında olmadan oyun alanından uzaklaşırlar. Ne de olsa tek başına oynayabildiğini düşünerek kendi işlerine öncelik verirler. Oyun niteliğinin azalması genelde bu yaşlardan sonra başlar. Ebeveynler işten geldikten sonra yemek, ev işleri, televizyon rutinine girip çocuk oyun alanında tek başına oynadığında hem ilişkileri, hem çocuğun gelişimi ıssızlaşır. Anne babanın çocukla oynarken göz ucuyla telefonu ve televizyonu takip etmesi de sadece “görüntüde” bir oyun durumu yaşatır.</p>
<p><strong>Bahane Yok, Oyun Vakti!</strong><br />
İsteklİ Olun: Çocukla oyun oynarken gerçekten oyun oynamaya istekli olmak en önemli başlangıç noktasıdır. Çünkü çocuklar gerçekten orada olmadığınızı veya dikkatinizi oyuna, kendisine tam vermediğinizi hissederler. Bu da oyunun bağlayıcı etkisine en büyük yıkımdır.</p>
<p>Meraklı Olun: Merak çocuğun iç dünyasını, konuşturduğu oyun karakterlerini, kurduğu oyunu veya dile getirdiği hikayeleri, senaryoları  ilgiyle izleyebilmektir. Merak etmek çocuğa “önemsiyorum” mesajı verir.</p>
<p>Mantık Aramayın: Oyun oynarken bazen hiç konuşulmasa da, his olarak oyunu iki kişinin karşılıklı ilişkisi olarak yaşamak çok önemlidir. Bu yüzden oyun oynarken düzeltmelerde bulunmamalı, sürekli mantığa büründürmemeli  veya oyunu yönetmeye çalışılmamalıdır, bu yaklaşım oyunu tek kişinin oynadığı bir sürece çevirebilir.<br />
Zamanlamayı Doğru Yapın: Yorgunken ya da başka işlerimiz varken oyun oynamak zordur, böyle zamanlar doğru zamanlama değildir. Oyun oynamayı gerçekten oyuncu olmak istediğiniz zamanlara saklayın. Oyunun süresi uzun olmak zorunda değildir. On beş dakika, yarım saat süren bir diyalog, kısa bir oyun bile ilişkiyi besleyebilir.<br />
Şartsız Kabul Edin: Kurallı oyunlarda bile çocuğu şartsız olarak kabul etmek çok büyük bir önem taşır. Hileyi, hızı, yavaşlığı, rekabeti, tekrarı, değişiklik yapmayı kabul eden ebeveyn çocuğun psikolojik büyümesi için kıymetli bir alan sunar.<br />
Esneklik Gösterin: Ebeveynin oyuna, çocuğuna, duruma göre esneklik gösterebilmesi, gerçek hayatta da çocuğun uyum, adaptasyon ve problem çözme konusunda anne babasını nasıl model alacağı konusunda büyük önem taşır.</p>
<p>Spontanlıktan Vazgeçin: Akılda bir planla başlansa bile oyunun sizi alıp götürdüğü yere gitmekten çekinmeyin. Kule yapmak için başladığınız legolardan hayali bir uzay gemisi çıkmışsa, planınızı cebinize koyup, uzay gemisine binip uzaya doğru yola çıkmaya hazır olun </p>
<p><strong>Çocuğunuza Oyun Davetini Siz Yapın …</strong><br />
*Her gün yarım saat de olsa mutlaka çocuğunuzla oyun oynayın.<br />
*Hadi oynayalım dedikten sonra “daha sonra” diyerek oyunu ertelemeyin.<br />
*Oynarken değişik sesler ve mimikler kullanın, rollere girin.<br />
*Oyunlarına aşırı müdahale etmeyin.<br />
*Hep aynı ebeveyn değil, anne-baba dengeli ve değişimli olarak oyuna katılın.<br />
*Oyun esnasında televizyon, telefon vb. şeylerle ilgilenmeyin, gerçekten sadece oyun oynayın!<br />
*Göz teması ve fiziksel temas oyunda çok önemlidir. İkisini de kurmaya özen gösterin.<br />
*Oyunlarda ilginç kelimeler ve kalıplar kullanarak dil gelişimini destekleyin.<br />
*Çocuğunuzun öz güven problemi varsa siz oyunda öz güvensiz olan bir çocuğu canlandırın. Ona nasıl daha güvenli davranması gerektiğini öğretecek şekilde rollere girip model olun.<br />
*Onun sizi çağırmasını beklemeyin. Oyuna siz de onu davet edin!.<br />
*Bazen ebeveynlerin tek başına kalmak ihtiyacı içinde olabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Çocuğunuzla evin dışında yalnız yapabileceğiniz aktiviteler bulun. Bu hem çocuğunuza, hem size, hem de eşinize iyi gelecek molalar yaratır.</p>
<p>Keyifli oyunlar dileğiyle …</p>
<p>Özlem AZARGÜN<br />
Vatan Okulları Anaokulları Zümre Başkanı<br />
Ataköy Vatan Anaokulu Müdürü</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul Öncesi Eğitimin Tanımı ve Önemi</title>
		<link>https://www.vatanegitim.com.tr/okul-oncesi-egitimin-tanimi-ve-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2020 15:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Vatan Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[özlem Azargün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vatanegitim.com.tr/?p=9487</guid>

					<description><![CDATA[Okul öncesi eğitim, mecburi öğrenim çağına gelmemiş çocukların, fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimlerinin sistemli bir ortam içinde daha iyi gelişmesini sağlayan, yeteneklerin gelişmesine yardım ve rehberlik eden, onları ilkokul sürecine hazırlayan ve temel eğitim bütünlüğü içinde yer alan bir eğitim devresidir (Demir, 2001). Mialeret, OÖE’in, çocuğun doğumdan ilkokula girişine]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Okul öncesi eğitim, mecburi öğrenim çağına gelmemiş çocukların, fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimlerinin sistemli bir ortam içinde daha iyi gelişmesini sağlayan, yeteneklerin gelişmesine yardım ve rehberlik eden, onları ilkokul sürecine hazırlayan ve temel eğitim bütünlüğü içinde yer alan bir eğitim devresidir (Demir, 2001). Mialeret, OÖE’in, çocuğun doğumdan ilkokula girişine kadar olan yaşam sürecindeki eğitim olduğunu vurgulamıştır. (Başal, 1998). Konaklı’ya (1992) göre, “OÖE, çocukların ilköğretime başlamalarından önceki dönemde, zihinsel, duygusal, kültürel, bedeni ve sosyal gelişmesini içine alan, yaş ve yetenek özelliklerini de dikkate alarak yapılan planlı ve programlı eğitimdir”</p>



<p><span id="more-9487"></span></p>



<p>OÖE kurumları; kişilik yapısının en çok etkilendiği OÖ dönemi, çocukların bilişsel, sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimleri açısından en sağlıklı şekilde geçirmesini, aileyi okul öncesi eğitimi konusunda bilgilendirmeyi ve çocukları hayata hazırlamayı amaçlamaktadır. Çocuklar gelişimlerine ilişkin temel beceri ve bilgileri, alışkanlıkları, tutumları ailede kazanmaktadırlar. Bu nedenle aile, çocuğun gelişimi, bakımı ve eğitiminden sorumlu başlıca kurumdur. OÖE kurumları aileden sonra, çocuğu toplumsal yaşama hazırlamada aileyi destekleyen kurumlar olarak sistem içinde yerlerini almaktadırlar (Kandır, 2001). Çocuğun 3–6 yaşları arasında, günlük yaşama sağlıkla uyumu, karşılanması gereken psikolojik ve sosyo-kültürel gereksinimleri ve bu hususların tesadüfî yaşantılara bırakılmasının zararları üzerinde durulduğunda okulöncesi eğitimin önemi daha da belirgin bir hal alır (Varış, 1989).</p>



<p>Yılmaz’a (1991) göre, “okulöncesi eğitim”, Türk Milli Eğitim sistemi içinde, onu düzenleyen temel ilkeler çerçevesinde ve Türk Milli Eğitimi’nin amaçları doğrultusunda her çocuğun kendi özellik ve yeteneklerine uygun olarak, her yönden gelişmesini sağlayan ve ilköğretime hazırlayan düzenli bir eğitimdir”. OÖ dönem denildiğinde akla ilk gelen yaş aralığı 0–6 yaşlardır. İlköğretime başlamadan önceki bu yıllar aslında okul dışı bir eğitimi vurgulamaktan ziyade, ilköğretim öncesi eğitimi kapsamaktadır. </p>



<p>Oktay’a (1993) göre , “OÖ en geniş anlamında çocuğun doğumundan ilköğretime başlayıncaya kadar geçen süre içindeki tüm eğitimsel etkinlikler “okul öncesi eğitim” diye adlandırılabilir. Daha dar anlamında ise OÖE terimi, 3-5 yaşları arasındaki çocukların düzenli bir programla eğitildikleri kurumlardaki eğitim için kullanılmaktadır”.</p>



<p>OÖE, çevresini merak eden, düşünmeye ve öğrenmeye güdülenmiş çocuğun bu özelliklerini teşvik etme, yönetme ve geliştirme gibi çok önemli bir görevi üstlenmiştir (Senemoğlu, 1994).</p>



<p>Çocuğun kendisine olan güven duygusunu geliştirmek, yarının mutlu insanlarını yaratmak, yaşadığı toplum yapısında alacağı yeri ve yükleneceği sorumlulukları öğrenmesini sağlamak, kişiliğini ve özel yeteneklerini geliştirmek OÖ eğitimle mümkündür (Acun ve Erten, 1993).</p>



<p>OÖ dönem çocuğun çevresiyle iletişim kurmaya istekli olduğu, çevresini araştırıp tanımaya çalıştığı, yaşadığı toplumun değer yargılarını ve o toplumun kültürel yapısına uygun davranış ve alışkanlıkları kazanmaya başladığı bir dönemdir (Şahin, 2005). </p>



<p>4–6 yaş dönem çocuklar için eğitimin çok önemli olduğu, bilişsel gelişimin hızla geliştiği bir çağdır. Bu yüzdendir ki batı ülkelerinde bu çağda yapılacak eğitime ağırlık verilmekte ve zorunlu eğitim OÖ eğitimi de kapsayacak şekilde geliştirilmektedir. Ülkemizde aileler arasındaki çevre, bölge, seviye gibi farklılıklar dikkate alınırsa konu daha da fazla önem kazanır (Kantarcıoğlu, 1998).</p>



<p>Yapılan bilimsel araştırmalar ve çağdaş eğitim alanındaki uygulamalar, çocukların OÖ dönemdeki yaşantılarının daha ileriki yıllarda sosyal, zihin, duygu ve bedensel gelişimlerini etkileyen en önemli faktörlerden birisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca erken yaşlarda verilen eğitimin, çocuğun yeteneklerinin gelişmesinde çok önemli payının olduğu da bilinen bir gerçektir (Yangın, 1991).</p>



<p>Bu nedenledir ki tesadüflere bırakılmayacak kadar bilimsel, ciddi ve sistematik bir organizasyon ile yönlendirilmesi gereken OÖE hizmeti, tüm eğitim sisteminin en can alıcı noktasıdır (Sevinç, 2003). Unutulmamalıdır ki çocukların duygusal, zihinsel ve kişilik gelişiminin % 70’i 0–6 yaş arasında tamamlanmaktadır (http://yayım.meb.gov.tr).</p>



<p>OÖE’in özel amaç ve görevleri, Milli Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun şekilde belirlenmiştir. Bunlar (MEB, 2006): </p>



<ol>
<li>Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar sağlamak</li>
<li>Onları ilköğretime hazırlamak</li>
<li>Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak, çocukların Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmasını sağlamak.</li>
</ol>



<p>OÖE programının dayandığı temel ilkeler şunlardır (MEB, 2006): </p>



<p>Çocukların çok yönlü gelişmelerini sağlayan eğitim ortamı sağlanmalıdır. </p>



<ul>
<li>Okul öncesi eğitim çocukların gereksinimlerine ve bireysel farklılıklarına uygun olmalıdır. </li>
<li>Okul öncesi eğitim çocuğun psikomotor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişimini desteklemeli, özbakım becerilerini kazandırmalı ve onu ilköğretime hazır duruma getirmelidir. </li>
<li>Eğitim ortamında çocuğun bildiklerinden başlanmalı ve deneyerek öğrenmesine imkan sağlanmalıdır.</li>
<li>Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmaları için gerekli özen gösterilmelidir. </li>
<li>Erken çocukluk eğitimde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, işbirliği, sorumluluk, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygu ve davranışları geliştirilmelidir. </li>
<li>Eğitim, çocuğun kendine saygı ve güven duymasını sağlamalı, ona öz denetim sağlamalıdır. </li>
<li>Oyun okul öncesi çocuğu için en iyi öğrenme yöntemidir. Bütün etkinlikler oyun temelli oluşturulmalıdır. </li>
<li>Çocuklarla iletişimde kişiliklerini zedelemeyecek şekilde yaklaşılmalı, yaptırım ve kısıtlamalara yer verilmemelidir. </li>
<li>Çocukların bağımsız davranışlar ortaya koyması engellenmemeli, yardıma ihtiyaçları olduğunda rehberlik edilmeli ve güven verici yakınlık sağlanmalıdır. </li>
<li>Çocuğun kendinin ve başkalarının duygularına empati göstermesi sağlanmalıdır. </li>
<li>Çocukların hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışları geliştirilmelidir.</li>
<li>Programlar hazırlanırken aile- çevre özellikleri önemsenmelidir. </li>
<li>Bu eğitim sürecinde ailenin ve çocuğun etkin katılımı sağlanmalıdır.</li>
<li>Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi programı düzenli olarak değerlendirilmelidir.</li>
<li>Okul öncesi eğitimde değerlendirme sonuçları çocukların, öğretmenin ve programın geliştirilmesi amacıyla etkin olarak kullanılmalıdır.</li>
</ul>



<p class="has-normal-font-size"><strong>Özlem AZARGÜN </strong>Psikoloji Yüksek Lisans Tezi / 2017 Vatan Anaokulları Zümre Başkanı Ataköy Vatan Anaokulu Okul Müdürü</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul Öncesi Eğitimin Tanımı Önemi</title>
		<link>https://www.vatanegitim.com.tr/okul-oncesi-egitimin-tanimi-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2020 19:39:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[özlem Azargün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vatanegitim.com.tr/?p=14238</guid>

					<description><![CDATA[Okul öncesi eğitim, mecburi öğrenim çağına gelmemiş çocukların, fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimlerinin sistemli bir ortam içinde daha iyi gelişmesini sağlayan, yeteneklerin gelişmesine yardım ve rehberlik eden, onları ilkokul sürecine hazırlayan ve temel eğitim bütünlüğü içinde yer alan bir eğitim devresidir. “OÖE, çocukların ilköğretime başlamalarından önceki dönemde, zihinsel, duygusal,kültürel,]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul öncesi eğitim, mecburi öğrenim çağına gelmemiş çocukların, fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimlerinin sistemli bir ortam içinde daha iyi gelişmesini sağlayan, yeteneklerin gelişmesine yardım ve rehberlik eden, onları ilkokul sürecine hazırlayan ve temel eğitim bütünlüğü içinde yer alan bir eğitim devresidir.<span id="more-14238"></span> “OÖE, çocukların ilköğretime başlamalarından önceki dönemde, zihinsel, duygusal,kültürel, bedeni ve sosyal gelişmesini içine alan, yaş ve yetenek özelliklerini de dikkate alarak yapılan planlı ve programlı eğitimdir”.</p>
<p>OÖE kurumları; kişilik yapısının en çok etkilendiği OÖ dönemi, çocukların bilişsel, sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimleri açısından en sağlıklı şekilde geçirmesini, aileyi okul öncesi eğitimi konusunda bilgilendirmeyi ve çocukları hayata hazırlamayı amaçlamaktadır. Çocuklar gelişimlerine ilişkin temel beceri ve bilgileri,alışkanlıkları, tutumları ailede kazanmaktadırlar. Bu nedenle aile, çocuğun gelişimi, bakımı ve eğitiminden sorumlu başlıca kurumdur. OÖE kurumları aileden sonra, çocuğu toplumsal yaşama hazırlamada aileyi destekleyen kurumlar olarak sistem içinde yerlerini almaktadırlar. Çocuğun 3–6 yaşları arasında, günlük yaşama sağlıkla uyumu, karşılanması gereken psikolojik ve sosyo-kültürel gereksinimleri ve bu hususların tesadüfî yaşantılara bırakılmasının zararları üzerinde durulduğunda okul öncesi eğitimin önemi daha da belirgin bir hal alır.</p>
<p>OÖE, çevresini merak eden, düşünmeye ve öğrenmeye güdülenmiş çocuğun bu özelliklerini teşvik etme, yönetme ve geliştirme gibi çok önemli bir görevi üstlenmiştir.</p>
<p>Çocuğun kendisine olan güven duygusunu geliştirmek, yarının mutlu insanlarını yaratmak, yaşadığı toplum yapısında alacağı yeri ve yükleneceği sorumlulukları öğrenmesini sağlamak, kişiliğini ve özel yeteneklerini geliştirmek OÖ eğitimle mümkündür.</p>
<p>OÖ dönem çocuğun çevresiyle iletişim kurmaya istekli olduğu, çevresini araştırıp tanımaya çalıştığı, yaşadığı toplumun değer yargılarını ve o toplumun kültürel yapısına uygun davranış ve alışkanlıkları kazanmaya başladığı bir dönemdir.</p>
<p>4–6 yaş dönem çocuklar için eğitimin çok önemli olduğu, bilişsel gelişimin hızla geliştiği bir çağdır. Bu yüzdendir ki batı ülkelerinde bu çağda yapılacak eğitime ağırlık verilmekte ve zorunlu eğitim OÖ eğitimi de kapsayacak şekilde geliştirilmektedir. Ülkemizde aileler arasındaki çevre, bölge, seviye gibi farklılıklar dikkate alınırsa konu daha da fazla önem kazanır.</p>
<p>Yapılan bilimsel araştırmalar ve çağdaş eğitim alanındaki uygulamalar, çocukların OÖ dönemdeki yaşantılarının daha ileri ki yıllarda sosyal, zihin, duygu ve bedensel gelişimlerini etkileyen en önemli faktörlerden birisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca erken yaşlarda verilen eğitimin, çocuğun yeteneklerinin gelişmesinde çok önemli payının olduğu da bilinen bir gerçektir.</p>
<p>Bu nedenledir ki tesadüflere bırakılmayacak kadar bilimsel, ciddi ve sistematik bir organizasyon ile yönlendirilmesi gereken OÖE hizmeti, tüm eğitim sisteminin en can alıcı noktasıdır. Unutulmamalıdır ki çocukların duygusal, zihinsel ve kişilik gelişiminin % 70’i 0–6 yaş arasında tamamlanmaktadır.</p>
<p><strong>OÖE’in özel amaç ve görevleri, Milli Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun şekilde belirlenmiştir. Bunlar:</strong></p>
<ol>
<li>Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar sağlamak</li>
<li>Onları ilköğretime hazırlamak</li>
<li>Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak, çocukların Türkçe’ yi doğru ve güzel konuşmasını sağlamak.</li>
</ol>
<p><strong>OÖE programının dayandığı temel ilkeler şunlardır :</strong></p>
<ol>
<li>Çocukların çok yönlü gelişmelerini sağlayan eğitim ortamı sağlanmalıdır.</li>
<li>Okul öncesi eğitim çocukların gereksinimlerine ve bireysel farklılıklarına uygun olmalıdır.</li>
<li>Okul öncesi eğitim çocuğun psikomotor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişimini desteklemeli, özbakım becerilerini kazandırmalı ve onu ilköğretime hazır duruma getirmelidir.</li>
<li>Eğitim ortamında çocuğun bildiklerinden başlanmalı ve deneyerek öğrenmesine imkan sağlanmalıdır.</li>
<li>Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmaları için gerekli özen gösterilmelidir. 6. Erken çocukluk eğitimde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, işbirliği, sorumluluk,hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygu ve davranışları geliştirilmelidir.</li>
<li>Eğitim, çocuğun kendine saygı ve güven duymasını sağlamalı, ona öz denetim sağlamalıdır.</li>
<li>Oyun okul öncesi çocuğu için en iyi öğrenme yöntemidir. Bütün etkinlikler oyun temelli oluşturulmalıdır.</li>
<li>Çocuklarla iletişimde kişiliklerini zedelemeyecek şekilde yaklaşılmalı, yaptırım ve kısıtlamalara yer verilmemelidir.</li>
<li>Çocukların bağımsız davranışlar ortaya koyması engellenmemeli, yardıma ihtiyaçları olduğunda rehberlik edilmeli ve güven verici yakınlık sağlanmalıdır.</li>
<li>Çocuğun kendinin ve başkalarının duygularına empati göstermesi sağlanmalıdır.</li>
<li>Çocukların hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışları geliştirilmelidir.</li>
<li>Programlar hazırlanırken aile- çevre özellikleri önemsenmelidir.</li>
<li>Bu eğitim sürecinde ailenin ve çocuğun etkin katılımı sağlanmalıdır.</li>
<li>Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi programı düzenli olarak değerlendirilmelidir.</li>
<li>Okul öncesi eğitimde değerlendirme sonuçları çocukların, öğretmenin ve programın geliştirilmesi amacıyla etkin olarak kullanılmalıdır.</li>
</ol>
<p><strong>Özlem AZARGÜN Vatan Okulları Anaokulları Zümre Başkanı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
