<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>atilla aktaş &#8211; Vatan Eğitim Kurumları</title>
	<atom:link href="https://www.vatanegitim.com.tr/etiket/atilla-aktas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.vatanegitim.com.tr</link>
	<description>Eğitimin Vatanı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2021 21:20:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.2</generator>
	<item>
		<title>Vatan&#8217;da yeni dönem ortak akıl ile planlanıyor</title>
		<link>https://www.vatanegitim.com.tr/vatanda-yeni-donem-ortak-akil-ile-planlaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2021 08:01:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[atilla aktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vatanegitim.com.tr/?p=14588</guid>

					<description><![CDATA[Eğitimde geçmişin anlayış ve uygulamalarıyla yeni dönemi yönetmek mümkün mü? Neler, nasıl değişiyor? Günümüz dünyasının en belirgin özelliği, birçok alanda ve yerde görülen hızlı değişimlerdir. Bu hızlı değişim ve dönüşümlerle beraber günümüzde öğrencilere kazandırılması gereken bilgi ve becerilerin yoğunluğu ve çeşitliliği azımsanmayacak derecede artmıştır. Bilgi çağı olarak adlandırılan bu dönemde;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><strong>Eğitimde geçmişin anlayış ve uygulamalarıyla yeni dönemi yönetmek mümkün mü? Neler, nasıl değişiyor? </strong></li>
</ul>
<p>Günümüz dünyasının en belirgin özelliği, birçok alanda ve yerde görülen hızlı değişimlerdir. Bu hızlı değişim ve dönüşümlerle beraber günümüzde öğrencilere kazandırılması gereken bilgi ve becerilerin yoğunluğu ve <span id="more-14588"></span>çeşitliliği azımsanmayacak derecede artmıştır. Bilgi çağı olarak adlandırılan bu dönemde; bilgi hızla üretilmekte, yayılmakta ve çok hızlı bir şekilde değişip dönüşmektedir. Dolayısıyla bilgiyi sadece elinde tutup aktaran sistem üzerine temellenmiş bir eğitim sistemi gereksinip duyulan yeni çağdaş insan modelini yaratmada yetersiz kalmaktadır. Bu anlamda eğitimde yeni uygulamaların ve farklı modellerin uygulanması da kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ihtiyaçların ne kadar elzem olduğu Covid-19’un küresel salgın olarak ortaya çıkmasıyla beraber daha da belirginleşti. Dolayısıyla geçmişin anlayış ve uygulamalarının bazılarında yenilenmeye ve değişime ihtiyaç olduğu çok açık. Elbette ki eğitimde devam eden anlayış ve uygulamaların bazılarında ısrarcı olmak gerekir; ancak birçok alanda “yeni dönemi” eğitimdeki mevcut anlayış ve uygulamalarla yönetmek mümkün değildir. Bilgi çağı olarak adlandırdığımız bu dönemde özellikle teknolojik alanlarda meydana gelen hızlı değişimlerin hayatın her alanında etkisinin hissedildiğini biliyoruz. Ayrıca Z kuşağı olarak adlandırdığımız günümüz öğrencilerinin hayatı anlama tarzları, yaşayış biçimleri, beklenti ve hayallerin bir önceki kuşağa göre farklı olduğunu, yine onların kendilerini birçok alanda geliştirebilecek deneyim ve vizyona sahip olduklarını görmekteyiz.  Dolayısıyla eğitim sistemimizin kendini birçok alanda düzenlemesi gerekmektedir. Bu bağlamda geleneksel eğitim uygulamalarının bazılarının değiştirilmesi ya da çevrimiçi(online) materyalleriyle zenginleştirilmesi ve öğrenme ortamlarının farklı eğitim felsefeleriyle desteklenmesi gerekir.</p>
<ul>
<li><strong>Pandemi ile birlikte uzaktan ve hibrit eğitimin ön plana çıkması Yeni Okul kavramını da gündeme getirdi? Sizce Yeni Okul hangi parametreler üzerine inşa edilecek? Bu anlamda kurumunuzdaki dönüşümler neler olacak ve nasıl hayata geçirilecek?</strong></li>
</ul>
<p>Yukarıda da belirttiğim üzere Covid-19 aslında kaçınılmaz olanı (eğitimde değişim ihtiyaçlarını) daha da hızlandırdığını söyleyebiliriz. Teknolojik gelişmeler insan hayatı üzerinde beklenmeyecek derecede önemli değişimlere yol açmış durumda. Yaşamın her alanında yeni sistemler, farklı yaklaşım tarzlarını ve yeni ihtiyaçları ortaya çıkarmaktadır. Toplumların önceleri tarım toplumundan sanayi toplumuna oradan da bilgi toplumuna evrilmesi sonucunda eğitim başta olmak üzere birçok sektörün dönüşmesi zorunlu hale gelmişti. Bu durum bu günde böyle. Dolayısıyla öğrencilerimizi sadece geleneksel metotlarla bu yeni döneme hazırlama şansımız yok. Bu nedenle karma eğitim modeli olarak adlandırdığımız hibrit ve uzaktan eğitim modeline geçiş kaçınılmazdır. Karma öğrenme olarak da adlandırabileceğimiz bu modelde geleneksel eğitim uygulamalarının çevrimiçi eğitim materyalleriyle zenginleştirilmesi, farklı eğitim felsefelerinin geleneksel öğrenme ortamlarında birlikte kullanılması gerekmektedir.</p>
<p>Bizler; kurumlarımızda uyguladığımız yapılandırmacı eğitim modelini teknolojiyle zaten destekliyorduk ancak yaşanan bu süreçte yaptığımız bu uygulamaların aslında ne kadar da önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Dolayısıyla “Yeni Okul” olarak adlandırabileceğimiz hibrit eğitim modelini çağın gereği olarak teknolojiyle desteklemek ve bunu farklı eğitim felsefeleriyle harmanlamak en temel hedefimizdir.</p>
<p>Öte yandan bu dönemde ilk önceliğimiz; öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin çalışan personelimizin ve velilerimizin yaşadıkları bilişsel, sosyal, psikolojik, duygusal ve ekonomik kayıplarını tamamlamaya yönelik ihtiyaç ve kazanım temelli çalışmalar yaparak bu kayıpları en aza indirmektir. Bu süreçte yaşanan eğitim kayıplarını sadece yazın telafi programları şeklinde değil 2021/2022 eğitim öğretim dönemi boyunca yapmayı planlamaktayız. Bildiğiniz üzere öğrencilerimiz neredeyse bir buçuk iki yıldır okullarından, arkadaşlarından öğretmenlerinden uzakta kaldılar.  Her ne kadar bu dönemde gerekli planlamalar ve programlar iyi bir şekilde yürütülse de özellikle beceri temelli derslerde uygulamalar/çalışmalar istenildiği gibi yürütülemedi. Öğrencilerimizin bu dönemde yaşadıkları bu kayıpları tamamlamadan yeni döneme sağlıklı başlamaları mümkün değildir. Tabi bu durum sadece öğrenciler açısından değil aynı zamanda öğretmenlerimiz açısından da böyle. Dolayısıyla uygulayacağımız ihtiyaç ve kazanım temelli programlarla hem öğrencilerimizin hem de öğretmenlerimizin bu alanlarda yaşadıkları kayıpları ve duygu durumlarını tespit edip (bunu her bir öğrencimizin, konu eksikliklerini, öğrenme kayıplarını ortaya çıkaracak bilişsel haritalar ve gelişim karneleri oluşturarak yapmaktayız ) telafi programlarımızı buna göre müfredatla bütünleştirecek yeni bir program hazırlamaktayız. Ayrıca rehberlik birimlerimizle yeni bir anlayışla kurmuş olduğumuz; veli, öğrenci ve öğretmen akademileriyle de hem öğrencilerimize, hem öğretmenlerimize,  hem de velilerimize destek olacak çalışmalar yapmaktayız. Öğrencilerimizin bu süreçte bir yandan akademik kayıplarını gidermeye yönelik çalışmalar yapılırken öte yandan onların sosyal ve duygusal açıdan da destekleyecek farklı programları hayata geçirdik.</p>
<ul>
<li><strong>Eğitimde MEB’in belirlediği müfredat üzerinden planlamalar yapılıyor. Bu anlayışın değişmesini bekliyor musunuz? Bu konuda önerileriniz nelerdir?</strong></li>
</ul>
<p>Milli Eğitim Bakanlığımız aslında son birkaç senedir bu konuda bazı değişimlerin olacağının sinyallerini vermişti. Özellikle 40 saatlik ders saati yerine 20 saatlik ders programı, geri kalan zamanda da atölye çalışmalarının yapılacağı yönünde adımlar atılmıştı. Fakat bunun uygulamaya geçmesi çok mümkün olmadı. Ancak yeni dönemde seyreltilmiş sınıf ortamlarında ders saatlerinin hatta sürelerinin kısaltılması ve benzeri düzenlemelerin yapılması bana göre kaçınılmazdır. Bu dönemde veli ve öğrenci akademileri kurularak öğrencilerimizin bu yeni karma eğitim modeline daha rahat ayak uydurmaları sağlanmalıdır. Öğrencilerimizin sadece akademik derslere yönelmelerinin önüne geçilerek onları sosyal duygusal yönden besleyecek ve yeteneklerini ortaya koyabilecekleri bir eğitim modelinin hayata geçirilmesi gerekmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Eğitim yönetiminde yukarıdan aşağıya bir yönetim modelinin hakim olduğunu görüyoruz. Bu yönetim anlayışı günümüzün dinamiklerini karşılamaya yetiyor mu? Eğitim yönetiminde demokratik bir model nasıl inşa edilebilir? Bu anlamda Kurumunuzdaki yönetim modeli hakkında bilgi verebilir misiniz?</strong></li>
</ul>
<p>Aslında bu sorunun cevabı kolay ancak bir o kadar da karmaşık. Günümüz eğitim sistemlerinde okulları etkili yönetmek için sosyal, politik, ekonomik, teknolojik birçok faktörü göz önünde bulundurmak zorundayız. Yönetim süreçlerini ortaya koyarken somut gerçeklerden kopuk, eğitimin öznesi olan öğrencileri sürecin içine sadece pasif olarak almakla başarıya ulaşma şansımız yok. Böyle düşündüğümüzde yukarıdan aşağıya bir yönetim anlayışının çok da sağlıklı olmadığını görüyoruz. Aslolan bu konuda eğitimin tüm bileşenlerinin bir araya gelerek demokratik bir yönetim anlayışıyla ortak kararlar almasıdır.</p>
<p>Bizler kurumlarımızda yaptığımız çalıştaylarda eğitimin tüm kademelerinde uygulayacağımız programları öncelikli olarak öğrencilerimizin beklentilerini ve düşüncelerini akademik, sosyal, bilişsel ve duygusal açıdan destekleyecek şekilde planlamaya özen gösteririz. Eğitimle ilgili kararları alırken öğrencilerimizin, zümrelerimizin, bölüm başkanlarımızın, eğitim koordinatörlerimizin yaptıkları çalışmalar sonucunda ortaya çıkan ortak akıl sonucunda oluşturuyoruz.</p>
<ul>
<li><strong>Yeni Okul’un değerler skalasında neler ön plana geçecek? Sürdürülebilir eğitimin belirleyici ilkeleri neler olmalı ve nasıl hayata geçirilmeli?</strong></li>
</ul>
<p>Eğitim ve toplumsal yaşam arasında karşılık bir ilişki söz konusudur. Her ne kadar toplumsal yaşamın inşa edilmesi eğitim üzerinden yapılsa da günümüzde tersi bir ilişki de söz konusu. Toplumsal hayatta meydana gelen değişimler eğitim sisteminin de yenilenmesi zorunluluğunu doğurmaktadır. Yeni Okulun değerler skalasına baktığımızda; öğrencilerin yönetimde daha çok söz sahibi olduğu, düşüncelerini ve görüşlerini özgür bir ortamda ifade edebilmeleri çok önemli. Ayrıca öğrencilerimizin öz değerlendirme kapasitelerini güçlendirmek, onlara öğrenecekleri konuları seçmede daha fazla özgürlük vermek, kendilerini öğrenme konusunda özgür hissetmelerini sağlamak temel amaçlarımızdan olmalıdır. Bunun için de okul iklimini ön yargısız, tarafsızlığı koruyacak şekilde materyallerle donatmak ve bu alanları öğrencilerin öğrenme tarzlarının farklı olduğunu unutmadan düzenlememiz gerekir. Bunun sürdürülebilir olması için eğitim yöneticilerimizin ve öğretmenlerimizin demokratik yaşam biçimini özümsemiş, vizyon sahibi, yeniliklere açık ve kendini sürekli geliştiren ve toplumsal düzeyde meydana gelen değişimleri yakından takip eden bir yapıda olmaları gerekir.</p>
<ul>
<li><strong>Beceri temelli eğitim yeni eğitim modelinin temellerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede Yeni Okul’un beceri kriterleri neler olacak?</strong></li>
</ul>
<p>Yeni eğitim modelinin gerektirdiği yetkinliklere ya da becerilere baktığımızda değişen dünya ve bilgi çağıyla birlikte öğrencilerden sadece akademik başarısı yüksek bireyler olarak değil, 21. yüzyıl becerileri olarak tanımlanan üst düzey becerilere sahip, okuduğunu anlama, eleştirel düşünme, karar verme, sorumluluk alma, problem çözme ve benzeri yetkinliklere sahip bireyler olmaları beklenmektedir. Bu nedenle eğitim yöneticilerinin öğrenme ortamlarını tasarlarken ve uygulayacakları programları oluştururken disiplinler arası bir yaklaşımla öğrencilerini araştıran, sorgulayan, bugün aldıkları eğitimle geleceği inşa eden bir eğitim felsefesiyle yetiştirmeleri gerekmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Akademik başarı ile sosyal başarı arasındaki denge Yeni Okul’un kurgusunu nasıl etkileyecek?</strong></li>
</ul>
<p>Akademik başarıyı sosyal başarıdan farklı düşünmek ya da bir biriyle kıyaslamanın çok da doğru olmadığı kanısındayım. Sosyal alanlarda başarılı olan öğrencilerin akademik alanlarda da diğer öğrencilere göre çok daha başarılı olduğu birçok araştırmada ortaya konmuştur. Dolayısıyla bu alanları keskin çizgilerle birbirinden ayırmak doğru değildir. Yapılması gereken öğrencilerimizin yetenek ve ilgilerini ortaya çıkaracak rehberlik çalışmalarını hayata geçirerek onların bu ilgi ve yetenekleri doğrultusunda eğitim görmelerini sağlamak olmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Gelenek ve Gelecek, Yerel ve Evrensel arasındaki uyum Yeni Okul’da nasıl oluşturulacak?</strong></li>
</ul>
<p>Öncelikle geleneklerinden kopuk bir toplum geleceğini inşa edemez. Günümüz çağdaş insanını yetiştirirken geçmişini ve kültürünü bilen, insanlığa hizmet eden bireyler yetiştirmek en temel hedefimiz olmalıdır. Öte yandan öğrencilerimizin; teknolojik faktörlerle hızlı değişen dünyayı yakalamaları ve gelecekte söz sahibi olabilmeleri için; onların kendine güvenen, yönetimlerde insiyatif alabilen, girişimci, yeniliğe açık ve dinamik öğrenciler olarak yetiştirebilen Yeni Okul modelini oluşturmamız gerekir.</p>
<ul>
<li><strong>Yeni Okul’da teknoloji uygulamalarının kapsam ve sınırları neler olmalı?</strong></li>
</ul>
<p>Bakıldığında bilgi ve iletişim teknolojilerinin özellikle son yıllarda baş döndürücü bir hızla geliştiğini ve etkisini hayatın tüm alanlarında gösterdiğini görüyoruz. Bu da öğrencilerimize yeni bilgi ve becerilerin kazandırılması gereğini ortaya koymaktadır. Çünkü değişen sadece teknolojiler değil aynı zamanda öğrencilerin bilgiyi elde etme yöntemleri ve öğrenme alışkanlıkları da değişmektedir. Bu bağlamda öğrenme ortamlarının ve ortaya konulan eğitim felsefesinin bu doğrultuda oluşturulması gerekmektedir. Bizler de uzun zamandır öğrencilerimizi mümkün olduğunca ezbere dayalı bilgi ile yüklenmiş bireyler olarak değil; kurumlarımızda sağladığımız teknoloji desteği ve öğrenci merkezli eğitim politikamızla öğrencilerimizin daha yaratıcı, yenilikçi, etkin iletişim kuran,  eleştirel düşünebilen ve teknolojiyi ihtiyaç duydukları bilgiye ulaşmak için etkin kullanabilen bireyler olarak yetişmelerini sağlıyoruz.</p>
<p>Atilla AKTAŞ</p>
<p>Vatan Eğitim Kurumları</p>
<p>Genel Müdür Yardımcısı</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınava Hazırlıkta Yapılması Gerekenler</title>
		<link>https://www.vatanegitim.com.tr/sinava-hazirlikta-yapilmasi-gerekenler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2021 11:01:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[atilla aktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vatanegitim.com.tr/?p=14524</guid>

					<description><![CDATA[YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) Sınava 2 Ay Kala Yapılması Gerekenler Bu yıl pandeminin gölgesinde 2,5 milyondan fazla genç YSK (Yüksek Öğretim Sınavına) girecek. Her ne kadar sınav gruplarına eğitim büyük oranda yüz yüze yapılmış olsa da sınava girecek adayların sağlıklı bir hazırlık süreci geçirmediği aşikâr. Böylesi yönetilemeyen; sağlık sorunlarının, yaşam]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı)</strong><br />
<strong>Sınava 2 Ay Kala Yapılması Gerekenler</strong></p>
<p>Bu yıl pandeminin gölgesinde 2,5 milyondan fazla genç YSK (Yüksek Öğretim Sınavına) girecek. Her ne kadar sınav gruplarına eğitim büyük oranda yüz yüze yapılmış olsa da sınava girecek adayların sağlıklı bir hazırlık süreci geçirmediği aşikâr. <span id="more-14524"></span>Böylesi yönetilemeyen; sağlık sorunlarının, yaşam kaygısının ve geleceğe ilişkin belirsizliğin olduğu bir ortamda bir de sınav stresini yaşayan gençlerin işi daha da zor olacağa benziyor. Yanı sıra birçok adayında sağlıklı bir ortamda sınava hazırlanamadığı;  online eğimden, internet, bilgisayar, laptop ve tablet gibi olanaklardan yoksun olduğunu da unutmamak gerekir.</p>
<p>Gelinen noktada sınav yaklaştıkça adaylardaki kaygı stres ve heyecan durumları netlerinin düşmesine ve başaracaklarına olan inançlarının zayıflamasına neden olmaktadır.</p>
<p>Peki, kalan süreci sınava girecek olan adaylar nasıl değerlendirmeli?</p>
<p>Öncelikli olarak yapılması gereken adayların kendileri için doğru bir hedef belirlemeleri olacaktır. Sonrasında da bu hedefe ulaşmak için gereken net sayılarını(TYT ve AYT’den hangi dersten kaç net yapacaklarını) belirlemeleri bunun için uygun bir çalışma programı ve çalışma ortamı hazırlamaları gerekmektedir.</p>
<p>Sınava hazırlık sürecinde adaylar hedeflerini oluştururken ana hedef ve bunun alt hedefleri şeklinde yapmalıdırlar. Alt hedeflerin her biri bir aşamadır. Adaylar kendilerine günlük, haftalık ya da aylık alt hedefler belirlemelidirler.</p>
<p>Alt hedefler; adayların ana hedeflerine ulaşmak için çalışırken ne kadar gelişim gösterdiklerini,  nerelerde aksaklık yaşadıklarını görmeleri için onlara bir fırsat sağlar.</p>
<p>Ayrıca adayların hedeflerine ulaşmak için çalışırken uzmanlardan destek almaları sağlık bir hedef belirlenimi için son derece önemlidir.</p>
<p>Adayların kalan süreçte yapmaları gereken ilk şey öncelikle bilgi eksikliklerini halletmek olmalıdır. Nitekim sınav, adayların konuyu özümseyip ardından da karşısına çıkan problemi çözme kabiliyetini ölçmektedir. Sonrasında yapılması gereken bol bol deneme ve soru çözmek olmalıdır. Özellikle farklı yayınlardan soru çözmeleri farklı soru tiplerini görmeleri açısından yararlı olacaktır. Bu denemeler ışığında eksik oldukları konuları tespit edip tekrar yapmaları sağlıklı olacaktır.  Her deneme sınavından sonra yanlış yapılan sorular tek tek analiz edilerek hangi konulardan ve nerelerde yanlışlar yapıldığı tespit edilmelidir. Adaylar dikkatsiz okumadan kaçınmalı, sorunun “mantığını kavrayarak, onları zorlayan ve çelişki yaşatabilen soru tiplerinde hataya düşmemek için kişisel yorumlamadan kaçınmalı ve sorunun kendi mantığıyla düşünmelidirler.</p>
<p>Yine adayların biyolojik saatlerine dikkat etmeleri, deneme ve test çözerken düzenli süre tutmaları, aynı saat dilimlerinde çalışmaları onların zamanı verimli kullanmalarını sağladığı gibi deneme sırasında sorulara odaklanma problemlerini de büyük oranda çözmüş olacaktır.</p>
<p>Deneme çözülürken adayların hangi test grubundan başlayacaklarını karar verip bunu alışkanlık haline getirmeleri gerekir. Ayrıca denemelerde adayların en çok zorlandıkları durum zaman sıkıntı(süreyi yetiştirememe) ve sınav kaygısı olduğunu görmekteyiz. Sınav kaygısı; öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanır.  Sınav kaygısının aslında belirli ölçülerde olması sınava hazırlanan adaylar için olumlu bir uyarıcı görevi görmektedir. Ancak kaygının düzeyi artıkça yönetilmesi güç duygu durumlarına da neden olduğu unutulmamalıdır. Sınav kaygısını tetikleyen durumlara baktığımızda;  kişilere göre farklılık göstermekle beraber genel anlamda başarısız olma ve değerlendirilme korkusu, kişiye uygun olmayan bir çalışma stili, görev ve sorumlulukların ertelenmiş olması, yorgunluk uykusuzluk ve yanlış beslenme, aile ve çevrenin yüksek beklenti düzeyleri ve sınavın yaklaşması ile hazır olmama korkusu olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Yoğun sınav kaygısı yaşayan adaylarda sınav sırasında öğrenilen bilgiler transfer edilemez. Dolayısıyla aday okuduğunu anlama ve düşünceleri organize etmede zorluk yaşar. Bu da dikkatte bir daralmaya ve azalmaya neden olur; kişi sınavın içeriğine değil sınavın kendisine ve buna bağlı olarak yaşananlara odaklanır.  Zihinsel beceriler zayıflar, bilgilerin hatırlanması zorlaşır. Enerji tükenir ve israf edilmiş olur. Bu aynı zamanda adaylarda fiziksel rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olur.</p>
<p>Adayların zorladığı bir diğer nokta ise zaman yönetimdir. Bunu aşmanın en iyi yolu test çözme tekniklerinin bilinmesidir. Öncelikli olarak yapılması gereken turlama tekniğini kullanmaları olacaktır. Turlama tekniği bir testteki çok kolay ve kolay soruların 1. turda çözülerek diğerlerinin 2. tura bırakılması tekniğidir. Adayların turlama tekniğini kullanmaları başarı oranlarını önemli derecede yükseltmektedir. Turlama tekniği hata yapma olasılığını azaltırken, zamanın daha iyi kullanılmasına yardımcı olduğu gibi yapılan net sayılarını da arttırmaktadır.</p>
<p>Denemeler çözülürken veriler iyi okunmalı soru ne istiyorsa şıklarda ona göre cevap aranmalı ve tüm şıklar okunduktan sonra soru cevaplanmalıdır. Cevap şıklarında cevaba benzeyen bazen iki, bazen de üç şık (çeldirici) bulunabilir. Çeldiriciler ilk basta cevap gibi görünebilir; ama ufak bir zihni egzersizle doğru cevabi bulunması mümkündür. Bu tip sorularda cevap genellikle soru metninde saklıdır. Soruyu ve verilen bilgileri anlamadan asla şıklar okunmaya başlanmamalı.  Bazı sorularda, soruda verilenlerden cevaba gidilmiyorsa şıkları elenerek doğru cevaba yaklaşabilir.</p>
<p>Paragraf tipli sorularda paragraftan önce soru kökünün okunması adayların zamanı etkin kullanmaları sağlamaktadır. Soru kökleri okunurken “değildir, olamaz, yanlıştır, hiçbir zaman, asla, birbirinden farklı, ayrı ayrı, benzer, yan düşünce vb.” gibi ifadeler gözden kaçırılmamalıdır. Çünkü insan psikolojisi soru içindeki ifadeleri olumlu yönde algılamaya eğilimlidir.</p>
<p>Öte yandan günümüzde yapılan sınavlar bilgi yerine yorum, mantıksal analiz ve muhakeme gücü gerektirdiğinden adayların bol bol kitap okumaları ve bu yeni nesil soru çözümlerine ağırlık vermeleri sınav başarılarına önemli katkılar sağlayacaktır. Yeni sınav modeli içinde PİSA, TIMMS ve ALES benzeri soruların çoğunlukta sorulduğunu görüyoruz.  Bu nedenle adayların çıkmış ALES sorularını çözmeleri ve Son 3 yılda TYT ve AYT’de çıkan sorulara benzer soruları içinde barındıran kaynaklardan yararlanmaları sınav mantığını anlamaları noktasında onlara yardımcı olacaktır.</p>
<p>Son olarak sınava girecek sevgili gençler sınavlar karakterinizi değil sadece bilginizi ölçer. Unutmayın; İnsan neye inanırsa ona dönüşür. Lütfen kendinize olan inancınızı koruyun ve bu inancınızı sarsacak kişi ve durumlardan kendinizi uzak tutun. Evet, “Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır”. Ancak saatlerce ders çalışarak bu süreci sürdüremezsiniz. Arada kendinizi ödüllendirin ve sevdiklerinizle birlikte sizleri rahatlatacak etkinlikler planlayın. Bu etkinlikler sizlerin bu süreci çok daha kolay yönetmesini sağlayacaktır.</p>
<p>Eğitim Uzmanı Atilla Aktaş<br />
Vatan Eğitim Kurumları Liseler Koordinatörü<br />
Güneşli Vatan Anadolu Lisesi Müdürü</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandeminin Etkileri</title>
		<link>https://www.vatanegitim.com.tr/pandeminin-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2021 09:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[atilla aktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vatanegitim.com.tr/?p=14143</guid>

					<description><![CDATA[2019 senesinin Aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan Koronavirüs (covid 19) tüm dünyada beklenmediği kadar yaşamın tüm alanlarını fazlasıyla etkiledi etkilemeye de devam ediyor. Tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de etkisi altına alan Covid-19 salgını ile birlikte gündemimize pandemi diye bir kavramı girdi. Tüm dünyanın sağlığını etkileyen bulaşıcı hastalıklar]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2019 senesinin Aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan Koronavirüs (covid 19) tüm dünyada beklenmediği kadar yaşamın tüm alanlarını fazlasıyla etkiledi etkilemeye de devam ediyor.<br />
<span id="more-14143"></span><br />
Tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de etkisi altına alan Covid-19 salgını ile birlikte gündemimize pandemi diye bir kavramı girdi. Tüm dünyanın sağlığını etkileyen bulaşıcı hastalıklar için kullanılan pandemi ile normal dediğimiz günlük yaşam rutinlerimiz değişmeye başladı. Bu süreçte salgının etkilerinden korunmak ve bulaşıcı etkisini azaltmak amacıyla birçok ülke hızla karantina kararı aldı. Bu bireysel ve kimi zaman zorunlu karantina şartlarından aklımıza gelebilecek tüm sektörler etkilendi. Bozulan ülke ekonomileri, artan işsizlik oranları ve bu olağanüstü sürecin ne zaman biteceğine dair yaşanan belirsizlik ile birlikte artan psikolojik baskılar tüm insanları etkilemektedir. Fiziksel mesafenin sosyal mesafe adı altında en aza indirilmesi ile birlikte insanlar, aralarındaki sosyalleşmeyi ve iletişimi ağırlıklı olarak internet ile sağlamaktadırlar.</p>
<p>Kovid-19 salgınını daha önce tecrübe etmediğimiz ve yaşamlarımızı etkileyen küresel bir tehdit olarak tanımlayabiliriz. Bireysel sağlığımızı ve sosyal hayatımızı bu etkileyen salgının hayatımızdaki muhtemel etkilerinin neler olabileceği ile ilgili olarak, ekonomi başta olmak üzere, toplum sağlığı, sosyoloji, psikoloji, eğitim gibi birçok boyutta insanlar üzerinde derin etkiler bıraktığını görmekteyiz.</p>
<p>Ekonomik anlamda bakıldığında; e-ticaret alanı % 170 büyüdü. En büyük artış % 500’lere varan oranla gıda sektöründe yaşandı. Yine temizlik ürünlerindeki artışlarda orana %300’leri aşmış durumda.</p>
<p>İş yaşamına etkilerine baktığımızda daha esnek ve hibrit modellere geçilmeye başlandığını görüyoruz. Covid 19 ile birlikte uzaktan sanal toplantılar işimizin normal bir parçası haline geldi. İş görüşmeleri/bağlantıları dijital platformlar üzerinde yapılmakta artık. Sanal fuarlar organize edildiğini görmekteyiz. Home office esnek çalışma saatleri multi evler konsepti gelişti. Salgınla beraber teknolojik araçlarla iletişim kurmak çok daha yaygın hale gelmektedir. Diğer taraftan sosyal medyanın ve iletişim teknolojilerinin günlük yaşamdaki rolünün artmasıyla birlikte teknolojik bağımlılık oranında artış olduğu aşikar.</p>
<p>Psikolojik olarak insanların bu süreçte “özellikle de salgının ilk ortaya çıktığı dönemde” temel kaygıları hayatta kalmak ve aile içi bağlarının daha güçlü hale getirmek olduğunu görmekteyiz. Ancak insanların süreç ilerledikçe ortaya çıkan belirsizlik ve ölüm oranlarında görülen artış ve benzeri nedenlerden ötürü karamsar bir ruh haline büründüklerini ve psikolojik rahatsızlıklar yaşadıklarını görüyoruz. Yine bu dönemde aile içi şiddet ve buna bağlı olarak boşanma sayılarında çok ciddi bir artış oldu.</p>
<p>Öte yandan pandemi en büyük kırılmayı ise eğitim alanında yaptı. Daha önce birçok ülkede özellikle de üniversitelerde esnek okul saatleri ve uzaktan eğitim kısmen başlasa da 15/20 yılda ancak görebileceğimiz eğitimde teknoloji düzeyine çok kısa sürede ulaşıldığını görüyoruz. Peki bu süreçte eğimde başka neler değişti?</p>
<p>Pandemiden önce üniversitelerde kısmen kullanılan uzaktan öğretimin anaokulundan başlayarak tüm eğitim kademelerinde kullanıldığını gördük. Bu dönemde sokağa çıkma yasaklarıyla beraber okulda geçirilen zamanların yerini bilgisayar, tablet, telefon ve benzeri teknolojik araçların başında dersler işlenmeye başlandı. Zoom, Microsoft, Google Meet vb. iletişim programları tahtanın masasının sıranın yerini aldı. Tabi bu durum eğitimde fırsat eşitsizliğini de beraberinde getirdi. Birçok öğrenci (özellikle de sosyo ekonomik düzeyi düşük olan ailelerin çocukları) hem internet hem de bilgisayar telefon ve tablete erişmede sorun yaşadı ve yaşamaya da devam ediyor.</p>
<p>Gelişim çağındaki bir çok öğrencide bu dönemde akran etkileşimlerinin olmaması, sosyal yaşantılardan uzaklaşmaları ve enerjilerini harcayabilecekleri alanlarının olmayışı onları yoğun kaygılara sevk etmektedir. Pandemi süreci normalleşmeye dönüşse bile gençlerin normal yaşama dönüşlerinde de ciddi bir iletişim sıkıntısı olacaktır.</p>
<p>Ayrıca bu dönemde okulun, öğretmenlerin, sosyalleşebilmenin, sağlığımızın, aile bağlarının, nefes almanın ne kadar önemli olduğunun bir kez daha farkına vardık.</p>
<p>VATAN EĞİTİM KURUMLARI</p>
<p>ATİLLA AKTAŞ</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
